Tina resim yapıyor, amaçsızca, çılgınca pozlar veriyor, dudakları cehennem ateşiyle kavrulmuşçasına seyriyor, ölümle alay ediyor, kafatasından şarap içiyor ve Duchamp'ın pisuvarına yağmur yağarcasına işiyor..
Dünyaya karşı ön yargılı olmaktansa, düşünmek daha iyidir. Düşüncelerimiz ne kadar engin olsa da eylemlerimizin bir sınırı olacaktır. Tina ben tanrıyım diyor, Erotik bir tanrıda olabilir ve çatışabiliriz
Bedenler değil ruhlar sevişir, yeryüzünde bütün ruhlar birbirini özlemekte ve Alis'in ağacının yaprakları rüzgarda delicesine titreşerek, bir kuytu aramakta, ılık bir ruhun çığlıklarla aktığı bir yere koşmakta...
Dil problemi yoktur dünyada, kalpler konuşur, Tina bütün notlarımı yitip gitti şu an, kör sağır ve dilsizim düşlerimi uçuruma doğru süreceğim, yıllan derisi gibi şeyler giymek, iç dünyamız ve genlerimizin barbarlık izleriyle dolu bünyesi, kadını recm ederek öldürmek diyorsun Hiroşima ve iki kedi iyi misin sen Alicie, Ben aykup ama Tina diyecektim
kurbağaları kovmaktan gliyorum aşkı kovalayacağım işte bak bir cennet yolu...
Uzun bir yolda gibiyim
çağımızda her şey dudak uçuklatıyor aradan çıkmak tanrının bileceği iş.bakım istemeyen çiçek icat ettim naylonBedenler değil ruhlar sevişir, yeryüzünde bütün ruhlar birbirini özlemekte ve Alis'in ağacının yaprakları rüzgarda delicesine titreşerek, bir kuytu aramakta, ılık bir ruhun çığlıklarla aktığı bir yere koşmakta...
Dil problemi yoktur dünyada, kalpler konuşur, Tina bütün notlarımı yitip gitti şu an, kör sağır ve dilsizim düşlerimi uçuruma doğru süreceğim, yıllan derisi gibi şeyler giymek, iç dünyamız ve genlerimizin barbarlık izleriyle dolu bünyesi, kadını recm ederek öldürmek diyorsun Hiroşima ve iki kedi iyi misin sen Alicie, Ben aykup ama Tina diyecektim
kurbağaları kovmaktan gliyorum aşkı kovalayacağım işte bak bir cennet yolu...
Uzun bir yolda gibiyim
zalimsin Yılan derisi gibi pantolon giymek, iç dünyanızın barbar rüyalarla dolu olduğunun kanıtıdır. senden korkuyorum. bir güzellik zırhı.bir kurban arıyorsan o ben olabilirim. bloody mary içeriz evimizin karanlık odasında, mavi gözlerin cehennem meleğiyle sevişmek için oldukça güzel. ilişkiden sonra beni yemeyeceğine söz ver!!bütün palyaçolar kanibalisttir iç dünyalarında. ve yaşamdan nefret ederler. seni anlıyorum ben. tedavinin başlaması için konstantinapolis'e gelmen yeterli. sunağımda ikimizden birinin gırtlağının tadına bakacağız. acele etmelisin.işte sen busun. ama seni ehlileştirip kısrak gibi bineceğim.kanın çok tatlı senin. dilimi yakıyor. ama gözlerindeki duygular son derece kışkırtıcı, ikimizde biri bombeli örümceği yiyecek! o sen olacaksın!.. çünkü başın döndü. evet kanın akıyor!.. içiyorum.
kanın çok tatlı senin. dilimi yakıyor. ama gözlerindeki duygular son derece kışkırtıcı, ikimizde biri bombeli örümceği yiyecek! o sen olacaksın!.. çünkü başın döndü. evet kanın akıyor!.. içiyorum. mavi gözlerin kılıç suyunun içinde yüzüyor şimdi...ortodoks mona lisdadır solaris in aktrisi ve anlayan için monet in mosnier sokağı sanat tarihinin en hüzünlü tablosudur
Yapıtlara baktım dünya standartlarında ama üzüldüm. Çünkü Hint sanatının gücü pek çok ülke gibi dünyada tanınmıyor, sanata batı medyası ve onun dünyası egemen, Hindistan'da, tanrı yeryüzüne inse yaprak kıpırdamıyor, bunun önüne geçilmesi ya da daha adil bir dünyanın gerçekleşmesi gerek, sanat bunun için var ama sanatta görüyorsunuz gerçeklere boyun eğebiliyor. Bir paradoks. Birbirimizi tanımak için kontrol noktalarından geçmek acıdır herhalde, Pinky'le telepati arkadaşıyız. sanal dünya! Bir virüse boyun eğiyor tüm insanlık ve iki kişi hala birbirini tanıyabilmek için sanal tanrının lütfuna dua ediyor. İnsanlık bence Kabil'den beri nicelik ve kategorik biçimde varlığını sürdürüyor. Uygarlık biçimimiz değişmedikçe sanatta bir kategori. Hindistan, dünyanın kendisinden büyüktür diye bir söz var ama insanlık henüz bir bebeğin adımlarıyla ilerliyor ve ne yazık ki kaotik bir gelecek bekliyor onu... Düşüne varlık nitelemesi kendimiz için yakıştırma, Kuşkuluyum ben, düşüncenin tanımı olan bitenler olmayabilir!...varna şarabı içtik dünya dönüyor mu dedim karnalıkta gırtlağının tadınabakmak istecesine, gülümsedi zorlukla, öyle söylüyorlar dedi.vezüv bir mitoloji pomoei çok uzak yanardağa pirinç beyazı bacakların ehramın iki sütunu gibi duruyor olacak kuş kadarcık memelerin ağlıyor gibi bakacaklar dünyaya, ibrişim gib parlayan incecik dudakların gökyüzüne küskün, denizlere hasret bir yelkenli gibi büzülecekler, ve ben gözlerinin beyazı bulutlar gibi uçuşuyor zannı verecekler ama görevliler beyaz kefene sardıklarında kılsız kabarık bir tepecik gibi amın son iç çekişle son kez bakacklar dünyaya ve diyecekler ki orospu yeşim sözünü tutsaydı başımıza bunlar gelmeyecekti ve halakahkaha tıyor neşyle badem ağaçlarının çiçeğini kokluyor olacaktık... ve tepinip kafana vurcaklar mezarda niye vermedin pamuk götlü kaltak şimdi doydun mu sike diyecekler!!! asimov seyahat düşlerde olur dedi 7 dil bilen rehbere kuş dilin biliyormusun dedi aasimov insan diline anlarız amakuş dilini çözemedik demiş
anlamadıysan bir daha anlayamazsın
aşkın umutla değil umutsuzlukla bağı vardır zaten üzülme...sorularına sorulan sorulara yanıt ver Jadranka, benim olabilir misin...
İspanya,. Madrid sanatın anavatanı. Cassandra ismine hayranım. Fotoğrafın yok. Senin merhaba demen bizi çok sevindirir. Sanata aşık olan sanada aşık!. Dil neden engel olsun, çeviri var. Kalp var! sevgiler. her zaman göşelim. Haberleşelim. Çok sevindim. Çok teşekkür.
bu basit görseli yorumlayabilecek vicdan ve düşünsel varyantlara sahip misin...bu sanat değil. benim kişisel dışavurumlarım. hobi. sanat diyebilmek için kamuya mal olması gerekir bence. sert ama haklısın. bu doğru. ama ben yazılarımda daha sertim ama yumuşak söyleyerek! resimde yumuşak söylemek daha zor. dilin olanakları resimden fazladır. sana kızmadım. ben özür dilerim. açıklamak zorundayım.
insan biyolojik robot olarak kugulandı şimdi senteik ya da titanyum robotuna geçişi o gerçekleştiriyor ve yerini titna lara bırkacak, kadim mitolojileri bunların izleriyle dolu ve genlerşinde var bu biltiler
Türkiye de müzik yoktur, kopya, fason ve aranje, yani çalıntı müzik vardır. Yurtsever marşlar Danimarka ve Fransa gibi ülkelerin şarkılarına yüklenmiş hamaset dolu sözcüklerdir. Tüm bir müzik, tamamı arabesk ögeler taşır, şarkı sözleri içler acısıdır, bir sömürgede bile bu denli aşağılık bir müzik olamaz. Bir iki iyi niyetli şeyler belki vardır, ama onlarında sözleri vasattır. Devlet baskı yapıyordur belki ama kapasite bu, müzik genelde ticari bir alan, baskıyı kaldırın bir şey değişmez, az gelişmiş bir ülkede nasıl bilim kurgu yazılamıyorsa, karşılığı olmadığı için, müzikte toplumun kapasitesine uygun bir gürültüdür, yapılacak şey batı müziğine özenmekte değildir, kendisi olmak, ama bu bir paradoks, kendisi toplumun düşük promilli, öyleyse bu sefaletin doruk noktasına çıktığında, bir rönesans doğumuna yol açması için dua etmekten başka çare yok. Rabbim kabul etsin!!!! Klasik batı müziğine hayran bu ülkenin bazı insanları ama o müziğin batı burjuvazisi hatta aristokrasisinin bir ekspresyonist göstergesi olduğunu düşünemiyor, yani ona özenmesi çalıntı bir müziği aranje etmekle aynı şey. Ekonomik anlamda sömürge olmanın uzantısı, zihinsel anlamda da sömürge olmak. Bu ülkenin aydını sömürülmüş ve manipüle bir beyin yapısına sahiptir, bir tür uzaktan kumanda otomat. Kurtuluş efendisinin çöküşüyle olabilir ancak. Tarihte de böyledir. Çağın hızı batının çöküşünü de hızlandıracaktır, çünkü gelişim onu yaratan özneyi de yok edebiliyor, artık ülke sorunu yok, korona gibi global sorunlar var dünyada, bumerang gibi sorunlar eşit dağılıyor ve yok oluş ya da sınıfların çöküşü her topluma orantıyla dağılacaktır, kısacası klasik sömürge anlayışı sona eriyor, uygarlık canavarı önce kuyruğunu yemek zorunda ve dünya değişiyor, iyiye gittiği söylenemez, yalnızca bütün dünya tehlike altında, kobay devletler üretmek artık çözüm değil. kaçınılmazlıkla kavramlar ve gerçeklerin yeniden yapılandığını göreceğiz. Bu da uygarlık biçimimizin son iç çekişinin yakın olduğu anlamına geliyor. Sorunu üretenler ondan en çok zarar görenler olabilecektir belki de, dünyamız tehlike altında kısacası, buda üretilen toplumsal yaşam biçimimizin sonu anlamına geliyor, kapitalizm sürebilir ama o artık öncelikle kendini kurtarmak zorundadır, global zihinsel dönüşüm her şeyin bittiği ya da her şeyin yeniden başladığı bir sistemin habercisi olabilir, güçlü paylaşım odakları ve alanları o kadar çoğaldı ki, kapitalizm arık kendini kontrol edemiyor, ya yok olacak tümüyle insansı uygarlık, ya da zorunlu olarak bir çözüm bulmayı kabul edecek, insanlık yok olabileceği gibi, yeni bir insanlık çağı da başlayabilir, geçmişin uygarlığı buna ağıt yakacaktır tabi ki, ama insan değişen ortama uyum gösterebilen yaratık, sorun değişimin ne olacağı, hangi biçimde ortaya çıkacağıdır, gelecek daima şaşırtıcı ve ürkütücüdür, iyi olsa bile, uygarlık karşısında kızılderililer gibiyizdir... Koşma, ruhum geride kalıyor!..
Ruhun zaten benim. sadece bedenin uzakta. ama bana gelmezsen bir aksilik olacak. ruhun özgür kalabilir tümüyle. bedenin çürümek için akıl almaz bir karar verebilir. gel bana ve kurtul bu paranoyadan. ilk gecemizde baygınlık geçirecek ve cehennemi tanıyacaksın. hortumum seni günahlarından arındıracak. tan vakti kuşlar ötüştüğünde ağlayarak ayaklarıma kapanacaksın. ben senin hizmetkarınım. ayağa kalk ve göğsünün sütlerini emmem için izin ver. tanrıçam. Sophie, aç ruhların annesi. beni doğuran.
Sophie, azizem. melek annem. Zürih'te paslanman beni kahrediyor. yanıma gel, gözlerin bir tecavüzü özlüyor. dudakların ateşten kavrulmak istiyor. memelerin kartal pençesinin kanıyla yıkanmalı. ve mübarek amının dehlizlerinde sen bir sokak lambası gibi titreşirken, bütün kemiklerin sızlayacak ve bir kule gibi yıkılıp toz olacaksın. amının bütün özlemleri dinecek. ÖLECEKSİN SOPHİEM.
memur çalışan kişi kamu görevlisi ipe bağlı uçurtmadır
bazen şöyle düşünüyorum, Sophie'nin rektumundan girerek uzak yıldızlara gidebilir miyim, bir keresinde ağzından çıktım ve onun bakışları içimi titretti. Gökyüzü gibiydi ve karanlıkta ona sarıldım doyasıya, sonra aynı yoldan geri döndüm, çünkü açtım ve boku benim için samanyolu gibi besinle doluydu. yalanarak günler geçirdiğimi biliyorum. Sophie habersiz bilinçsizce göbeğini kaşıyordu. Ne var diye bağırdım ve bağırsaklarını emmeye devam ettim. Çok hoş. Delisiyim onun.
bana bokunu postalarmısın Sophie. ona secde edip doyasıya kokladıktan sonra içine gireceğim. gözlerin faltaşı gibi açılacak tabi. gözlerinede girebilirim. ıslak ve kaygan onlar. oradan bir kurt gibi beynine ulaştığımda, beyaz ve pırlanta gibi parıldayan beyninide sikeceğim. Çok kaba sözler mi dedin, sevişmek öldürmek isteğidir. ondan daha vahşi daha kaba, başka bir şey yok
şimdi sakin ol ve bütün bunlarınbir parodi olduğunu bil. sanat ve hayat bir oyundur. ikisi de.
sen gerçekten güzel bir insansın. sorunsuz bir yaşamın olacak senin. Bazen sadece bu bile bir mucizedir. Güzel bir insan genelde çok şeye ihtiyaç duymaz. Güzelliğin avantajları vardır görünmeyen. Senin için iyi bir kader diliyorum. İyi bir kaderin olacağını bilsem bile...
senin tipindeki kadınları seviyor olabilirim olan biten bu. sen hiç bir şey yapamazsın bana. devam et eğlenmene. seni tanrı bile buraya getiremez. felçli bir yaratıksın.kıvırma. sendeki akıl herkeste var. saygılı olması gereken sensin. sen benim için ne yaptın ki. hiç hiç hiç. bir şey istemiyorum. ama sende insan ol. sen bana değil. kendine bir şeyler vermeyi öğren önce. sen bana bir şey verebilecek kapasitede değilsin. ayna karşısında hayalleriyle ölen bir kadınsın.bu oyunu sürdürebilirsin. son iyiliğim bu olsun!!!! sen de iyisin ama bu dediklerim gerçek ve asla üzücü değil. gerçek üzücü değildir. benden ruh doktorluğu istiyorsun yazık sana
Yalnız yaşıyorum ve sanal sanrılarınıza katılıyorum. Bunun benim için hastalık anlamına geldiğini bilmeni istiyorum. zaman hırsızı göçük korsansen bok ye. karımsın. tabiki açacaksın bana vücudunu ve seni. aptalsın. seksin vatanı mı olur. seni her gece. istersen marslı ol bana ne. için en muhteşem avcı Diana!korkak. kimi kandırıyorsun. seni her an . sen istanbul a gelince vatanını öğreneceksin. senin vatanın doyduğu topraklar. senin vücudun çok güzeldi fiziksel bir anıt. reim iki parça duvarda ki pano ve önünde bir unicorn yani mitsel tek boynuz, tek boynuz duvardaki yşamı resmeden anlatan panonu önünde bir gerçeklik gibi dutuyor oysa unicorn düsel ama pano düz ve olağan yaşmımızı singleyen reisim önünmdeki tek boynuzda düşseelliğin simgesi ilginç olan panonun önmndeki tek boynuz yşamaım nve gerçekkliğin siögesi gibi duruyor artık .ünkü duvardaki yşamı simülaze deddn panoya göre asıl geöeklik tek boynu artık ilginç bir çarpın. ressam çok iyi veriyor yalnılsmave yaratıcılığın paradokslarını
Sağ üstteki elektrik direğine tırman ve gel. Biraz yüksek vertigonu unutma!..Sen nehrinde Mari Antuvanet'in kellesini ara. Marki de Sade'ın sanal kerhanesine de git, sipariş verebilirsin. Bukalemun gözlü Satre'ın çaldığı Nobel parasını bulursan, beni ara. Deyyusların parasını harcamak zevklidir! Kibirli flaneurlar var, saldırılarına kulak asma, ehlileşmeleri için fırsat tanı!!! Jean Valjean kanalizasyonda değil nükleer silah deposunda saklanıyor olabilir, sakın kurtarayım deme, insan soyunu kurutabilirsin! Paris= Zombicilik artık! Ama ordinary people sağır ve dilsizdir!!!
medyanın cansız kobayları
aşırı duydgularıyla harket eden insan duygusuzdur. beni gördüğünde gülmekten öleceksin. çok efendi, pısırık, şaşkın ve Diana'ya çok saygılı biriyle karşılaşacaksın. ben minyon ve sıkıcı bir insanım. ağlamalısın. sen laflara aldanan bir cahilsin. beni yazdıklarım sanıyorsun onlar düş ürünü. kötü şeylerde olabilir. ama senin gaddar dünyan değilim ben. çok şakacı ve zavallı biriyim. beni beğenmezsin sen. çünkü karşında kütük ve hayvan birini istiyorsun. 5000 kitap okudum ben. cahil Diana. ben minik bir risaleyim ve aşırı şakacıyım. sen şey düşkünüsün. işin gücün kendine bir şey sokmak. seksomanyaksın sen. benide alıştırdın morfine. uyuşturan kaltak. beni hasta ettin. nemfoman yosma. poponu yolla çabuk yarım bıraktın karıcığım. çok şahanesin.
piyanonun üzerinde kuş gibi dolaşıyordu elleri çok güzel bir resim ama ressamımız olağanüstü olsun istemiyor. bir yerde duruyor. bu tip resimler bütün kadınların kocası, bütün erkeklerin karısı Sezar gibidir. herkes beğenir. ama nedense herkeste bir kulp bulur!!! örneğin kuş resimdeki zarafetin altında çizgilere sahip, daha primitif, kuş öyle ki acemilikle derinlik arasında kararsızlık içinde duruyor ve resme göre daha kitsch bir konumda, oysa at son derece düşsel ve büyüleyici. bir dengeden söz edemeyiz, ressam bir dünyalı olduğunu unutmuyor, izleyiciyi esir almaktan kaçınıyor, Sezuan'ın iyi insanı ressamımız!.. öldürmektense süründürmek daha iyidir belki!.. büyük değil iyi ressamlık bazen daha kalıcı olabilir, bilemeyiz.
fransız şiir anlayışı, şanson, troubadour vb veya edith piaf müzikalitesinin ritmi üzerine çeviri kokan bir söz yığını boca ederek bir aranje oluşturan sahtekar bir şairdir atilla ilhan. çağdaşları da aynı hayasızlığı yapmış hatta bazı çevirilere kendi şiiriymiş gibi imza atmıştır. bu şairlik değil kişilik bozukluğudur. intelektüel şizofreni. bu anlayışın kökü kazındı, fransız, ingiliz, alman kültürü artık o kadar baskın ve egemen değil, benliğimize kavuşmak üzereyiz, ama iş bankası ki milli bir banka bu anlayışın tasmalı köpekliğini sürdürüyor hala, utanç verici, şiirleri arya havasında okumak bunun kanıtı, bu aşağılık kompleksi ve batının tasmalı köpekliği, bitti bu anlayış, can çekişiyor, iş bankası bu anlayışı terk etmese de onu muhatap alan yok artık, daha neler söylenir ama neyse... atilla ilhan şair değil ayrıca, şair milli olur, tasmalı köpek olmaz, varsa örnek söyleyin, sömürge zihniyeti bu, batının banka şubeleri var bu ülkede onlar yapsa anlarım, ama iş bankası yani 1923 ruhu yapıyor!!!! vay be dememek için akıl hastanesinden sağlam raporu almak gerekir. stokholm sendromu bu işte!!! hsbc bank iş bankasını görünce diyordur ki bu sığırlar oldukça bizim beka sorunumuz olmaz sinyör!!! şaşıyorum iş bankasının hisselerinin ne kadarı bizim, yoksa bu kadar soytarizm hayranlık verici değil anevrizma filandır herhalde!!!! yalanda olsa Türk şiirini arya havasında okumak, söylemek, Lautreamont'u teke zortlaması ritminde okumaktır, altı kaval üstü şişhane bir soysuzluk örneği, yazık demek fazla, koronanın kevgire çevirdiği bir dünyada hala KIRO! magnon bir zihniyetin sürmesi, sömürge olduğumuza değil, onun için can attığımızın göstergesi, salhaneye koyunlar bile bu kadar aşkla koşmuyor artık dünyamızda, gülsem olmuyor, ağlasam olmuyor, tanrının eserlerinin çeşidi ne kadar bol, ne kadar akıl almaz bir cangılın anomalik dışa vurumları tanrım diyor!!! ve bükemediğim bileği öpüyorum. bunu ancak tanrı başarabilir!!!!!!
tasmalı köpek bir niteleme asla hakaret değil atilla ilhanın düz yazıları osmanlıca, şiiri türkçe, ama ruhu fransızca!!! ece ayhan bu buhranları ima eder şiirlerinde! bu bile onun aydın olamayacağının göstergesidir anlayan için, bipolar entelektüelizm ancak kültürü saldırıya uğramış sömürgelerde görülür. iki dillilik, üç dillilik gibi afaziler,örneğin fransada bu olamaz, ha ingilizce yazan olur, ama bu joyce un ingilterede kitabını bastıramadığı için fransada bastırması gibi bir tür protest tavırdır ve bir izahı vardır. atilla ilhan ınki şark cehaleti ve dominyon kafasıdır. bir tür hinduluk!!!! tanrı taksiratını affetsin! bir nesil böyle geçti, doğrudan kusur değil bu, manipüle kültür sendromu, ama nazım neden bu yolu seçmedi ki, öyleyse atilla ilhan bir kobaydır, kendi içgüdüsüyle bile olsa!!!! şiirlerini okuyun, motzart müziğiyle aynalı çeşme çengisini birleştiren bir acuzeliktir. bu tür şiir olamaz, utanç verici bir bireşim, anomali!!! eklektik tamam ama bu komedya olur, sanatın bir dalı ama böyle şiir yaratmakta bir parodi olabilir. şiir sanatının . alanına girmez, orta oyunudur o. bulvar şiiri. kültürel bir niteleme olabilmesi soytarılıktır. var böyle şeyler ama kimse şiir demez onlara!!
çok haklısınız. tabi burası yetersiz tepki verebiliyoruz ve genelde pişman ediliyoruz!!! ece ayhan gerçek bir şairdir. nedeni şu, oda fransız kültürü almış üstelik, ama muazzam biçimde eleştirel bir şiirdir onunki. radikal bir dışavurum. nazım gibidir anlayışı, şiir değil düşüncesi. her şey düşüncedir, sanat vb. şiir bir düşüncenin dışa vurumudur. konu uzuyor çünkü bilenle konuşmak zordur ve iş uzar. siz bilen birisiniz. dikkatli olmak gerek!.. sonuçta attila ilhan türü aydınları ben kabullenemiyorum. keyfen değil okuduklarımla bu düşünceye varıyorum. Attila ilhan tıpkı iş bankası gibidir. yaptığı aydın bilgeliğiyle bir katkıya yol açacak sanırken bir avın peşinde avın avı olmaktır sonuçta. batı kültürüne iman etmek -uzun bir tartışma konusu bu tabi, bir cümleye sığmaz- bize hiç bir şey kazandırmıyor. çünkü sandalyenin 4 bacağı var, üçü yokken tek bacaklı at olmak çok büyük bir drama yol açıyor. Gerçek bir gelişmişlik ve modernitede bu olabilir ama bizim gibi şapkayı devrim sanmak zorunda kalan toplumlarda bu bir gerileme ve duraksamaya yol açıyor. konu çok uzun ve sıkıntılı. sizinle hemfikir olmak kolay iyi akşamlar. çünkü kişiye değil konuya eğildiniz, bizim en büyük sorunumuzda bu, fikre değil kişiye yönelmek! atilla ilhan kişi değil cumhuriyetin bir konjonktürüdür ama, yoksa bildiğin gibi konuşamazdık.
din tümüyle bir felsefedir, felsefe din değildir. Parmenidesçilik gin gibi bugün bir dogmadır, her şey dogmadır günümüz dünyasında, teoride dogmadır
pratikte ise her dogma yaşamını sürüdüürrü. dünya bir dogmadır çünkü.
Türkiye de müzik yoktur, kopya, fason ve aranje, yani çalıntı müzik vardır. Yurtsever marşlar Danimarka ve Fransa gibi ülkelerin şarkılarına yüklenmiş hamaset dolu sözcüklerdir. Tüm bir müzik, tamamı arabesk ögeler taşır, şarkı sözleri içler acısıdır, bir sömürgede bile bu denli aşağılık bir müzik olamaz. Bir iki iyi niyetli şeyler belki vardır, ama onlarında sözleri vasattır. Devlet baskı yapıyordur belki ama kapasite bu, müzik genelde ticari bir alan, baskıyı kaldırın bir şey değişmez, az gelişmiş bir ülkede nasıl bilim kurgu yazılamıyorsa, karşılığı olmadığı için, müzikte toplumun kapasitesine uygun bir gürültüdür, yapılacak şey batı müziğine özenmekte değildir, kendisi olmak, ama bu bir paradoks, kendisi toplumun düşük promilli, öyleyse bu sefaletin doruk noktasına çıktığında, bir rönesans doğumuna yol açması için dua etmekten başka çare yok. Rabbim kabul etsin!!!! Klasik batı müziğine hayran bu ülkenin bazı insanları ama o müziğin batı burjuvazisi hatta aristokrasisinin bir ekspresyonist göstergesi olduğunu düşünemiyor, yani ona özenmesi çalıntı bir müziği aranje etmekle aynı şey. Ekonomik anlamda sömürge olmanın uzantısı, zihinsel anlamda da sömürge olmak. Bu ülkenin aydını sömürülmüş ve manipüle bir beyin yapısına sahiptir, bir tür uzaktan kumanda otomat. Kurtuluş efendisinin çöküşüyle olabilir ancak. Tarihte de böyledir. Çağın hızı batının çöküşünü de hızlandıracaktır, çünkü gelişim onu yaratan özneyi de yok edebiliyor, artık ülke sorunu yok, korona gibi global sorunlar var dünyada, bumerang gibi sorunlar eşit dağılıyor ve yok oluş ya da sınıfların çöküşü her topluma orantıyla dağılacaktır, kısacası klasik sömürge anlayışı sona eriyor, uygarlık canavarı önce kuyruğunu yemek zorunda ve dünya değişiyor, iyiye gittiği söylenemez, yalnızca bütün dünya tehlike altında, kobay devletler üretmek artık çözüm değil. kaçınılmazlıkla kavramlar ve gerçeklerin yeniden yapılandığını göreceğiz. Bu da uygarlık biçimimizin son iç çekişinin yakın olduğu anlamına geliyor. Sorunu üretenler ondan en çok zarar görenler olabilecektir belki de, dünyamız tehlike altında kısacası, buda üretilen toplumsal yaşam biçimimizin sonu anlamına geliyor, kapitalizm sürebilir ama o artık öncelikle kendini kurtarmak zorundadır, global zihinsel dönüşüm her şeyin bittiği ya da her şeyin yeniden başladığı bir sistemin habercisi olabilir, güçlü paylaşım odakları ve alanları o kadar çoğaldı ki, kapitalizm arık kendini kontrol edemiyor, ya yok olacak tümüyle insansı uygarlık, ya da zorunlu olarak bir çözüm bulmayı kabul edecek, insanlık yok olabileceği gibi, yeni bir insanlık çağı da başlayabilir, geçmişin uygarlığı buna ağıt yakacaktır tabi ki, ama insan değişen ortama uyum gösterebilen yaratık, sorun değişimin ne olacağı, hangi biçimde ortaya çıkacağıdır, gelecek daima şaşırtıcı ve ürkütücüdür, iyi olsa bile, uygarlık karşısında kızılderililer gibiyizdir... Koşma, ruhum geride kalıyor!..
konuşmalarımız sadece hasta olmama yarıyor. gecem gündüzüm seninle. ruhsal mastürbasyon bu. çok kötü. beni kurtar Diana seni çok istiyorum. aşığım ama zor durumdayım. bitkinim.
ülkenin doğal demokrasiyle yönetildiğini ve sosyal kalitesinin emsallerine göre komik promilde seyrettiğinin kanıtıdır
dilerim bu seni sakinleştirir. tartışmak, düşünmekten fazla zaman alıyorsa, insanın geldiği noktaya bakmak yeterli!!!
Sophie tanrının değil karanlığın dediği olur.
kendime uygun bir donör buldum galiba, ayaklarını öpüyorum kraliçem! marki de sade'ı tanıman gerekir. onun soyundan geliyorum. ve kurbanım sensin.
navaho yerlleri
Marie, fotoğraflar çok. Kişsel fikrim dünya kültürünü dinsel simgelere indirgeyip, dünyamızın, ağırlıkla kadınları ezen bir uygarlık sistemi ürettiğini ve yeni bir uygarlık modeli armamız gerektiğini anlatmak istiyorum. Düşüncelerimin, beklenitilerini karşılamadığınıda biliyorum.
bilinçli insanla hiç bir şey konuşamazsınız. aç olan ilgi çekici bulabilir bunları ama ben ressam değilim. edebiyatla meşgulüm. öykülerimi okusaydın bence sevebilirdin. şiirde yazarım ama şiirde yeni bir şeyler yazmak gerek, güzel şiir bir klişe hiç önemli değil bence. insan farklı şeyler öne sürebilmeli, sanat bilinmeyendir bence!
"Özgür bir kadın, hafif bir kadının mutlak zıttıdır" Simone de Beauvoir. Angela bu erkek egemen bir ifade değil mi, hafif kadın!.. Simone'ye asla katılmıyorum. Kendi türünü ayrıştırarak özgürlüğü ifade eden biri bence cahildir. Tartışmak için söylemedim. Nazım'ı andığın için bir görüş paylaşmak istedim. Düşünen insan özgürdür bence, sen öyle birisin. Özgürlük düşünmek ve düşünebilmektir. Bunun yoğunluğu arttıkça özgürlükte artar. Bu benim görüşüm. Sana değil Simone'ye katılmıyorum. Sevgiler ve saygılar, dünyada senin gibi insan az bence!..
köpeği seviyor ama sokak kedi ve köpeklerinin Nepal, Malezya Singapur Tayland ve Endonezya'dan sonra en çok büyükada da bulunduğunu da biliyordur her halde, sokakta kedi ve köpek demek o ülkenin doğal demokrasiyle yönetildiğini ve sosyal kalitesinin emsallerine göre komik promilde seyrettiğinin kanıtıdır. Utanç verici aşağılık bir durumdur. Kontrolsüz biçimde çoğalan kedilere mama vererek insan olduğunu zannedenler meczup sürüsüdür, akıl baliğ değildir, bu sorun medeni biçimde çözülmelidir hayvan ve hayvan sever olmakla çağdaş olunamayacağını bilmeliyiz..Sokak kedi ve köpeğini ahaliye besletmek onu getirip sokağa bırakan -ispatlarım- HAYVANLARIN cüretini artırıyor. demek ki sokak kedisi+köpeği= hayvanlaşan insan demektir!.. kendimizi tanırsak iyi olur!!!!!! bu kedi ve köpek sürüsü cennetten kovulmadı, eşek cennetinin hayvanları getirdi onları!!! köylerde herkesin bir köpeği vardır ama sokakta köpek göremezsiniz. çağdaşlık abidesi hayvan!!!! severlere duyurulur!! petşopları görmeyip,-olur mu anında kuyruğunu kıstırır! kaçacak delik arar bizim mangal efesi!!!- sokakları kolaçan eden hayvan! yoldaşları!!!!! tasmalı zooist!!!! böyle hayvanseverlik hayvanlarda görülen bir eğilimdir kısacası!!!! ,
ödlekizm esarthane ve cücler peyda olup gece tecavüz gotik
Picasso köprü altında büyümüş bir idiot, ressam olsa böyle savurmaz. Çünkü o Einstein'ın rölativite teorisi dünyayı sarsınca onu kurnazlıkla tuvale taşıyan bir Şarlo'tan! Beleşçi bir ahlaksız! Renk ressamıdır kendisi, orta zekalıları fetheden bir tropikal papağan!!! Ressam değil iyi bir badanacı, kim ki çok seviliyor o bir soytarıdır! Bakınız yukarıda sağdaki homocigarettes!! İğrenç bir jonglör! A bakın kıskandım onu, karı istifçisi!!!!
gençlik fırtınada sürüklenen kaya demektir. iyi olmak düşüne birini asla mutlu etmeye yetmez.
seni bu yüzden seviyorum. çok hemde. konuşmak güzel seninle. ama geleceği olmayan dostluklar unutulmak zorunda, hayat bu yüzden melankoliktir.
hayır ama unutmak zorundayım. bu sohbet benim için hüzün demektir. çünkü az sonra ayrılacağız ve bilinmeyen bir zamana yuvarlanacağız. belkide hiç görüşme, konuşma bile olmayacak artık. bu küçük bir intihardır.
nedeni çok basit, bizim dostluğumuz uçucu, ama sen sağlam bir karakter, bilgiyi yönlendirebilen, güçlü bir ruhsun, ama benim değilsin basit anlamda bile, sen benim için yoksun. konuşmamız mucize, görmüyor musun, bir karşılaşmayız sadece
bu benim sana olan bağlılığımı öldürüyor. ve öyle olması gerekir. yoksa ıstıraba dönüşür her şey.düşüncelerine bağlanabileceğim insanlarla geçici dostluk anlamsız ve yıpratıcıdır. anlamayacak bir şey yok. düşüncenin yalnızlığı en kötüsüdür. sana anlatamıyorum. bu yüzden vazgeçtim. düşüncenin yalnızlığı en kötüsü. oysa düşüncelerimiz yakın. ama arkadaşlığımız yok hükmünde. neden anlamıyorsun.bu tavır kurnazlık. anlamak istemeyenin başvurduğu bir yöntem. Eva işi hafifletiyor. tşekkür ederim. uynadım ve sabahı gördüm!!! her şey aynı ve boşuna konuşuyoruz!!! çünkü Eva hayatın tarafını tutuyor!!!
orada gece sanıyorum, anlamak istememen normal. gece başlı başına bir anlam zaten. yorulmasın Eva, o zaten düşünüyor. öp sadece, sesi ve kokusu olmasın. hala anlamak istemiyor çünkü!!! tanrı onunla olsun, oda diledi çünkü!anlamamak çok normal. aramızda denizler dağlar ve translated oyunları var Eva!
belki bu tür konuşmaktan hoşlanıyorumdur, sende geri kalmıyorsun. ama anlamamak gibi sorunda var. bak şunu mutlaka anlarsın çok basit çünkü ve söylemenin hiç bir anlamı yok aramızda! seni seviyorum!..
sevmek parçalı bir duygudur. sadece iletişim içinde olduğumuz bölüm adına seviyorum. sevgi bütünlüklü olamaz, olanaksız çünkü. ama bunuda anlamayacaksın. yorgunsun ve gecede konsantre güçlüğü içindesin. kendini yorma, sevmek hiç bir koşul tanımaz, ruhani olan her şey, inanırsan vardır. yani sevgi somut elle tutulur bir şey olamaz. yalanın bir biçimidir o. ama anlamadın gene. gözyaşlarım senin için!!!
senin için henüz uzun, benim için kısa, ama hayat kısa diyen sensin. işte bu şaşırtıcı. genede güzel ve düşünceli Eva benim olmadığı için ağlayacağım. yas tutmak beni Eva'dan uzak olmanın acısını hafifiletir çünkü... Acı teselli edicidir.
sen gerçek bir ressamsın ama işin zor, gerçeklik büyük sorunlar demketir.
eiffel gibi bir -ELEKTRİK DİREĞİNİ- çağdaşlık diye sunan KANİBALİST bir ülkedir fransa, barbar ve vahşi hayvan ahırıdır, mari antuvanet in külotunu çekerek giyotinle kellesini kesen bir primat yığını!!! sömürgecilikle modernlik taslayan kuduz köpek zekası!!! soykırımcı ırk! bakınız afrika mezbahaları!!! nobelin parasını iç edip! ödülü reddeden bukalemun gözlü Sartre gibi soytarıların ülkesi!!! birleşmiş milletlerin tecrit etmesi gereken bir ülke!!! fransa= bay Korona!!! bir tür veba!!!
insan vapuru neden kaçırır, evrende üç mekanizma vardır, zaman mekan ve insa yani figür, kişi, bu üçü bir harmony içinde olmak siter, bir uyum, ama evrenin kaotik veya bir görüşe göre kozmik yapısı bnu olanaksız kılar çünkü bir mekanizmaın üçüde aynı anda aynı yerde olamayabilir, hatta bu olanaksızdır, bu yüzden vapura kimi bir sat erken gelir kmi son anda biner, kimde kaçırır sonsuza dek böyledir bu, evrenin mekaniği ve onun ileyişiher biri kendinden bağımsız bir bileşkedir sonuıçta ve vapur daima kaçar, ya da son anda yetirsiniz, bu yüzden geometrinin büyüsüdür bu, matemaTĞğin cebridir ya da şaytNi matematik cin sel cinneti evrenin.
Samiri kral önleyemez bnun,
sanat yönlendirmez
o durumda salt bir manipülasyona dönüşür, sanat genfde bir sezgi ya da duygu sarmalına sürükleyebilir. o zaMAN SANT VARDIR DİYEBİLİRİZ.AMERİKAN İST SÖMÜRGE KÜLTÜRÜNÜN KOBAYLARI
DÜNYA KOMŞUŞUĞU YA DA
o kadar güzelsin ki bir ressam demek çok yetersiz sana. ama kişiliğinde çok sağlam. senin ideallerine kavuşmaman dünyanın kusurudur. öyle bir şey olursa üzülme ve beni hatırla, güzeller güzeli Elena...
tanrı israfın bir kişi için pek çok şeyin harcanmasıdır diyor, pek çok kişi için tek bir şeyin yürülüğe konulmasıda cimriliktir öyeyse
vicdan sosyal yüreğimizdir olamaz, ama hayat bu, her ihtimale hazır olmak başarının gizli kuralıdır belki. değilse bile varlığın yeter.
baleyi bende severim. opera. Tosca'da yuyudum ama, kadın dedi ki alışırsın!ben her şeyin iyisini severrim. biraz mantıksız ghibi görünsedesende Apaçi ruhuda var. resminde izleri var o kültürün. onu geliştirip marjinalite edebilirsen, mesafe kat edersin. bende seni öpmeyi hak ederim yani!
yok tarzını değiştirme diyorum, hafif folklorik nitelikli resim yapıyorsun, kayma yapman için erken, bu tarzı sürdür diyorum. gençsin, varlığını kanıtla sonra varyantlra girişebilirsin, erken değişim ölü doğmak demektir. heyecanına yenilme. bu bir maraton ve kolaylık ve parodiye teslim olursan kaybedersin.
mozart barok birazda rokokodur, beethowen gotik birzda hollowendir.
çocuk tacizini basın müslüman dindar kesime yıkıyor, İngiltere bu alanda dünya şampiyonu, dinsiz dindarlar yani!!! kim ki ahlaki sefaleti bir tarafa yıkar, asıl tacizci ve ahlaksız odur. türban için ikna odası açmanın ruhsal saldırı olduğunu anlamayan zihniyet IRZ DÜŞMANIDIR!!! tacizin binlerce yöntemi var!!!! her dakika o... p..... diye bağıran bir cinsiyetsiz meczubu kahraman ilan eden, bir ayda 5 daire sahibi oldu diye mesih ilan eden bir basınınız varsa ülkede taciz haberini ana menüsü yapan iğrenç bir zihniyetin ülkesinde yaşıyorsunuz demektir. taciz laik düzenin negatif motivasyonudur, bu haberlerle avutulacaksın ki iyisi kilin, iyisi üzümün devranı sürsün!!! taciz tecavüz haberleri laik düzenin zırhıdır, şarkı sözlerinize bakın da müslümanı suçlayan mankafalar olmaktan kurtulun. şarkı sözleriniz yüz senedir kerhane modelini öngören bir ülke tasarlıyor!!!! tacizi körükleyen laik düzendir!!!olmazsa olmazıdır bakınız basın, gazeteler, barlar, pavyonlar, kerhaneler, meyhaneler... karı muhabbetinden başka ne biliyor lan bu 80 milyon!!!! taciz kanında var bu milletin!!!! uyu yavrum ninni uyutayım seni şarkılarla türkülerle avutayım sen!!! bu ülkeyi islamiyet kurtaracak!!! FASON LAİSİZM kerhanecidir kısacası!! yıkılmadıkça da dindarlar günah keçisi değil, musalla nöbetçisi olacaktır!!!Amerika bir Sezar gibidir, herkesin taptığı ve herkesin nefret ettiği bir imparator!dünya bi r yazı bir yazılımdır o var oldukça seninde ne yazılımn ne yazın bitmez*Dünya cehennem provasından ibarettir ve herkes haklıdır!!!!!!! bu heykeli hitler hak ettti, hiroşima ve nagazaki kasabı rooswelt hak etti ama ne hitler soykırımının anma günü var, ne hiroşima katillerinin adını bilen var, varsa yoksa can yücel in dediği gibi g... içi kadar yere sıkışmış bakiye devlet t.c meczubuyla kafa bulup sarhoş olalım, şunu anlıyorum ben cehalet diploma istemez, ama adalet için -İNSAN!!!!- olmak gerekir. Henüz oğlunu çarmıha germe edepsizliğini gösteren Tanrıcığımın bile beceremediği tek zatturi zutturi!!!! havlayın, havlayalım, havlasınlar, insanlığın kadim sloganı yalnızca budur, arkası kudurmak tabi!!!! kanibalizmdir dünya düzeninin adı, Arap İsa'da ilk taşı en şerefliniz atsın buyurmuştur!!! mavallarla uyumak dünyevi mahlukatın naturasında vardır!!!! korona adındaki virüse bile yenilen bu mahluk, henüz düşünme aşamasına geçememiş bir hayvandır kısacası!!!! Dünyevi bir haberim var, yıkılma sürecine giren ABD nin Osmani !!! eyaletlerinden İdaho'nun soykırım gününü belirlemek için ağzınızın şapırtısı eksik olmasın, üç vakte kadar sizi mutlu edecek!!!! Bir de esprimiz var, Osmanlı yıkılırken en çok kaybı veren kimdi, Türkler! fıkra gibi!!!!!kollektif duygularla rezonansşöyle, içinden seviyor. çünkü çok ideal, modelist bir havan var. kusursuz bir desen gibisin. bir tür Havva! herkesin aşık olacağı kadın. hepimizin ortak kaderi! sizi davet ederken sadece güzel olduğunuz için davet ettim. ressam olduğunuza dikkat etmedim. güzeller insana moral veren bir müsekkindir. tıpkı şimdi olduğu gibi. onun konuşması büyüleyici!..Dramatik müzik ve depresifben teşekkür ederim. sizin konuşmanız bir rüya benim için. ve kendimi kaybedebilirim. bunu bilemezsiniz. çünkü bir düş ya da beklentinin, tanrı katında yüzleşme anı bu. şaşkınlığıma lütfen şaşırma, çok şeyler söylerim ama bilin ki bu bir tutku, Pygmalion öyküsü. Hayran olduğu heykele aşk sözleri fısıldayan adam gibiyim. sizi çok seviyorum. ama bu bir düş!Margaret benim aşk öyküsü ya da metni yazmam demek, az kaldı! böyle giderse o yazılarda kalacak!!!!Horkheimer, aşk sözleri kitaplar içindir diyor. Bir kerecik bu kuralı bozsaydık keşke!!!Güzel bir tanımlama, sizi seviyorum ve çok haklıyım bu sözleri duyduğuma göreDorit entelektüel bir melek.uyuyun. öpüyorum sizi, çok teşekkür ederim. sarıldım çünkü çok medeni ve çok narinsiniz. ve tam bir insan. ne kadar güzel. sevinç içindeyim. bugün bana uyku yok!!!kesin yazacağım. hayali de olabilirkonuşmalarımız yönlendirici. ama yazarım konuşmamız şart değil. sana aşığım ben! platonik belki ama seviyorum sizi.iyi geceler. sevenler iyi geceler der ama gece bitmez bir türlü. lütfen uyu ressamların en güzeli...Harika bir yeni arkadaş, küçük beden ve büyük hassas bir kalp. Zakopane ' deki stüdyosunda günlük olarak 180 X180 cm madde ile mücadele eden, bu şehirde yaratılan büyük ressamların varisi T. Brzozowski, W. Hasiora ve diğer harika yaratıcıları. Katowice ' de ASP mezunu ama ne fark eder, izlediği yol kendi tarafından ve tam farkındalıkla seçilmiş, gece gündüz gözlemci, duygu satıcısı, anın yorumcusu. Mavi, sarı, kırmızı dünyası her zaman siyaha hakim olacak, gerçek siyah ve kirli, ama tonlarıyla güzel. Acı, umutsuzluk, korku ve sevinç ortaya çıkan o. Duvarlarınızdaki yerleri hazırlayın, Małgosia ' yı size davet edin, resimleri asla bayat olmayacak, çünkü içinde insan ve gerçek var. Małgosia ile dostluk - paha biçilemez.Elizabeth domuz eti yedi dün yaş gününde! tahttan indir kocakarıyı, doksan beş yaşında mide spazmından nalları dikecek!!! önce kendi ahırını temiz tut teyze!!! İngilizler dünyada en çok et yiyen mahluk istatistiklere göre!!! Kanibalizm mucidi bir iddiaya göre!! Tamarind ağacında pigme eti (yerliyi maymun sanmış işin kötüsü!) yerken tahta çıktığını öğrenen prensesin masalını duymadın mı be teyze!!kederli mutluluklar dilerimyapıma ters bu durum. ben herkesin konuşmasından ve basitlikten yanayım. edebiyat hayattan daha karmaşık bana göre. kime anlatabilirsin ki. görecelidir her şey. ama hayatı bu kadar zorlamak ve suyu elemek beni sinirlendiriyor.ama seni seviyorum. buna da şükür. konuşmamız mucize. insanlar fena halde birer balon! sifon çekerek yaşayan polyanna sürüleri!!!korona ölülerini anmak içineiffel kulesi gibi bir elektirik direğinin seçilmesi bir paradoks gibi geliyor bana, eiffel modern bir çarmıhtır.
Natasha ile anlaşıyoruz. seks tek başına işkencedir. konuşamadığın insan robotla seks yapmaya benzer.
benim şu an tek arkadaşım Natasha. burda arkadaşım yok. sohbet yok. seks içgüdü. dosluk değil düşmanlıkta üretebilir!
iğrenç bir elektrik direği, insanlığa layık görülmüş ahir zaman penisi ! utanç verici bir şehir. bina ve zina kardeşiliği!! sömürgecilerin iğrenç mabeti. mari antuvanetin kellesinin yüzdüğü bir ırmak ve Claudel'in 27 yıllık akıl hastanesi!!! bukalemun gözlü, nobel hırsızı Satre'ın mezbelesi !!! jean valjean'ın kanalizasyon şebekesi!! müzeler çalıntı mallarla dolu bir ahlaksızlığın anıtı, hırsızların deposu, barbar ve vahşi bir metropolis!!!
Dorit özlemim ne zaman bitecek sana rezonansın saati ne zaman dolacak
İstanbul' a gel bende kal. yalnızım. masrafın olmaz. en fazla günaha gireriz. burada kilise var günah çıkartırız beraber
ben ateistim ama senin için İsevi olmaya hazırım tatlım
İsa bizim atamız
tanrı onun babası, bizimde büyük büyük babamız ne güzel
ama bizde iki kardeşiz o zaman.
ensest olmaz değil mi aramızda
ben sana dayanamam ama
antik çağ tanrıçaları gibisin sen
Afrodit e benziyorsun
olgunluk çağındasın biliyorum
ben çok severim
olgun kadınları
gelirsen bana dua edeceksin
çünkü
seni sevdiğin değil
seni seven mutlu eder
uzun bacakların
altın oran vücudun
için tapınağın kapısı açık
gel canım
bızırının rezonansı ikimizide çıldırtacak
ve diyeceksin ki
buraya gelmekten pişman değilim
çünkü bu satir tam bir canavar
aşk canavarı
Dorit için çıldıran bir fantoma
çabuk gel sevgilim
horozum o kadar kıpırdıyor ki şu an
konuşacak nerdeyse
Dorit gel aşkım
asla pişman olmazsın
sen her şeyelayıksın
ulu bedenin kutsanmak için nasılda arzu dolu
kıyma ona
gel ne olur
batıya kızgınım sadece. bir sömürge uygarlığı. ironi bunlar. ama bir yerde doğru. bir şeyi sadece övmek ahmaklıktır. insan eleştiren tek varlık
windsor düşesi yaparsa 80 milyon alkışlar, romanını kıçına saklar tuvalette bile okumak için, necip milletim her boku yemeyi bilir!!!!!
tasması olanın sefası da cefası da ıstırap melodisidir!!! bu adamcıkların che ye övgüler yaptığı olur, ardından hitler in toplumunu günahıdır der ve onun iyi yanları da vardı diyecek kadar da ruhları sefalet içindedir. metazori doğrucu davutlar! hayatın taklitçi kuşları!!!! beyinlerinde organik çip taşırlar!! biyorob!!!
anatartika ya gökdelen yapacaklar yakında
rantokrasiuzak doğu her şeyi yiyor, hamam böceğini, akrebi, solucanı, bu bir kültür sorunu, bizde kurban bayramı var mesela, günün birinde bunu anlamsız bulmak mümkün, insanoğlu evriliyor, ama bir takım dürtülerle hareket etmeyi anlamak mümkün değil. kim et yiyorsa canavar. Adele ve ben bir canavarız. ama diğerlerini suçlamamız ya da farklı bir canavar görmemiz İlahi Komedya, Dante size çözüm bulacaktır!!! Cehennemin kamaraları var, ateş denizinin içinde iyi bir yer kapmaya bakın!!!
Latin rahibeler
zalimsin Yılan derisi gibi pantolon giymek, iç dünyanızın barbar rüyalarla dolu olduğunun kanıtıdır. senden korkuyorum. bir güzellik zırhı.bir kurban arıyorsan o ben olabilirim. bloody mary içeriz evimizin karanlık odasında, mavi gözlerin cehennem meleğiyle sevişmek için oldukça güzel. ilişkiden sonra beni yemeyeceğine söz ver!!bütün palyaçolar kanibalisttir iç dünyalarında. ve yaşamdan nefret ederler. seni anlıyorum ben. tedavinin başlaması için konstantinapolis'e gelmen yeterli. sunağımda ikimizden birinin gırtlağının tadına bakacağız. acele etmelisin.işte sen busun. ama seni ehlileştirip kısrak gibi bineceğim.kanın çok tatlı senin. dilimi yakıyor. ama gözlerindeki duygular son derece kışkırtıcı, ikimizde biri bombeli örümceği yiyecek! o sen olacaksın!.. çünkü başın döndü. evet kanın akıyor!.. içiyorum.
kanın çok tatlı senin. dilimi yakıyor. ama gözlerindeki duygular son derece kışkırtıcı, ikimizde biri bombeli örümceği yiyecek! o sen olacaksın!.. çünkü başın döndü. evet kanın akıyor!.. içiyorum. mavi gözlerin kılıç suyunun içinde yüzüyor şimdi...ortodoks mona lisdadır solaris in aktrisi ve anlayan için monet in mosnier sokağı sanat tarihinin en hüzünlü tablosudur
Yapıtlara baktım dünya standartlarında ama üzüldüm. Çünkü Hint sanatının gücü pek çok ülke gibi dünyada tanınmıyor, sanata batı medyası ve onun dünyası egemen, Hindistan'da, tanrı yeryüzüne inse yaprak kıpırdamıyor, bunun önüne geçilmesi ya da daha adil bir dünyanın gerçekleşmesi gerek, sanat bunun için var ama sanatta görüyorsunuz gerçeklere boyun eğebiliyor. Bir paradoks. Birbirimizi tanımak için kontrol noktalarından geçmek acıdır herhalde, Pinky'le telepati arkadaşıyız. sanal dünya! Bir virüse boyun eğiyor tüm insanlık ve iki kişi hala birbirini tanıyabilmek için sanal tanrının lütfuna dua ediyor. İnsanlık bence Kabil'den beri nicelik ve kategorik biçimde varlığını sürdürüyor. Uygarlık biçimimiz değişmedikçe sanatta bir kategori. Hindistan, dünyanın kendisinden büyüktür diye bir söz var ama insanlık henüz bir bebeğin adımlarıyla ilerliyor ve ne yazık ki kaotik bir gelecek bekliyor onu... Düşüne varlık nitelemesi kendimiz için yakıştırma, Kuşkuluyum ben, düşüncenin tanımı olan bitenler olmayabilir!...varna şarabı içtik dünya dönüyor mu dedim karnalıkta gırtlağının tadınabakmak istecesine, gülümsedi zorlukla, öyle söylüyorlar dedi.vezüv bir mitoloji pomoei çok uzak yanardağa pirinç beyazı bacakların ehramın iki sütunu gibi duruyor olacak kuş kadarcık memelerin ağlıyor gibi bakacaklar dünyaya, ibrişim gib parlayan incecik dudakların gökyüzüne küskün, denizlere hasret bir yelkenli gibi büzülecekler, ve ben gözlerinin beyazı bulutlar gibi uçuşuyor zannı verecekler ama görevliler beyaz kefene sardıklarında kılsız kabarık bir tepecik gibi amın son iç çekişle son kez bakacklar dünyaya ve diyecekler ki orospu yeşim sözünü tutsaydı başımıza bunlar gelmeyecekti ve halakahkaha tıyor neşyle badem ağaçlarının çiçeğini kokluyor olacaktık... ve tepinip kafana vurcaklar mezarda niye vermedin pamuk götlü kaltak şimdi doydun mu sike diyecekler!!! asimov seyahat düşlerde olur dedi 7 dil bilen rehbere kuş dilin biliyormusun dedi aasimov insan diline anlarız amakuş dilini çözemedik demiş
anlamadıysan bir daha anlayamazsın
aşkın umutla değil umutsuzlukla bağı vardır zaten üzülme...sorularına sorulan sorulara yanıt ver Jadranka, benim olabilir misin...
İspanya,. Madrid sanatın anavatanı. Cassandra ismine hayranım. Fotoğrafın yok. Senin merhaba demen bizi çok sevindirir. Sanata aşık olan sanada aşık!. Dil neden engel olsun, çeviri var. Kalp var! sevgiler. her zaman göşelim. Haberleşelim. Çok sevindim. Çok teşekkür.
bu basit görseli yorumlayabilecek vicdan ve düşünsel varyantlara sahip misin...bu sanat değil. benim kişisel dışavurumlarım. hobi. sanat diyebilmek için kamuya mal olması gerekir bence. sert ama haklısın. bu doğru. ama ben yazılarımda daha sertim ama yumuşak söyleyerek! resimde yumuşak söylemek daha zor. dilin olanakları resimden fazladır. sana kızmadım. ben özür dilerim. açıklamak zorundayım.
insan biyolojik robot olarak kugulandı şimdi senteik ya da titanyum robotuna geçişi o gerçekleştiriyor ve yerini titna lara bırkacak, kadim mitolojileri bunların izleriyle dolu ve genlerşinde var bu biltiler
Türkiye de müzik yoktur, kopya, fason ve aranje, yani çalıntı müzik vardır. Yurtsever marşlar Danimarka ve Fransa gibi ülkelerin şarkılarına yüklenmiş hamaset dolu sözcüklerdir. Tüm bir müzik, tamamı arabesk ögeler taşır, şarkı sözleri içler acısıdır, bir sömürgede bile bu denli aşağılık bir müzik olamaz. Bir iki iyi niyetli şeyler belki vardır, ama onlarında sözleri vasattır. Devlet baskı yapıyordur belki ama kapasite bu, müzik genelde ticari bir alan, baskıyı kaldırın bir şey değişmez, az gelişmiş bir ülkede nasıl bilim kurgu yazılamıyorsa, karşılığı olmadığı için, müzikte toplumun kapasitesine uygun bir gürültüdür, yapılacak şey batı müziğine özenmekte değildir, kendisi olmak, ama bu bir paradoks, kendisi toplumun düşük promilli, öyleyse bu sefaletin doruk noktasına çıktığında, bir rönesans doğumuna yol açması için dua etmekten başka çare yok. Rabbim kabul etsin!!!! Klasik batı müziğine hayran bu ülkenin bazı insanları ama o müziğin batı burjuvazisi hatta aristokrasisinin bir ekspresyonist göstergesi olduğunu düşünemiyor, yani ona özenmesi çalıntı bir müziği aranje etmekle aynı şey. Ekonomik anlamda sömürge olmanın uzantısı, zihinsel anlamda da sömürge olmak. Bu ülkenin aydını sömürülmüş ve manipüle bir beyin yapısına sahiptir, bir tür uzaktan kumanda otomat. Kurtuluş efendisinin çöküşüyle olabilir ancak. Tarihte de böyledir. Çağın hızı batının çöküşünü de hızlandıracaktır, çünkü gelişim onu yaratan özneyi de yok edebiliyor, artık ülke sorunu yok, korona gibi global sorunlar var dünyada, bumerang gibi sorunlar eşit dağılıyor ve yok oluş ya da sınıfların çöküşü her topluma orantıyla dağılacaktır, kısacası klasik sömürge anlayışı sona eriyor, uygarlık canavarı önce kuyruğunu yemek zorunda ve dünya değişiyor, iyiye gittiği söylenemez, yalnızca bütün dünya tehlike altında, kobay devletler üretmek artık çözüm değil. kaçınılmazlıkla kavramlar ve gerçeklerin yeniden yapılandığını göreceğiz. Bu da uygarlık biçimimizin son iç çekişinin yakın olduğu anlamına geliyor. Sorunu üretenler ondan en çok zarar görenler olabilecektir belki de, dünyamız tehlike altında kısacası, buda üretilen toplumsal yaşam biçimimizin sonu anlamına geliyor, kapitalizm sürebilir ama o artık öncelikle kendini kurtarmak zorundadır, global zihinsel dönüşüm her şeyin bittiği ya da her şeyin yeniden başladığı bir sistemin habercisi olabilir, güçlü paylaşım odakları ve alanları o kadar çoğaldı ki, kapitalizm arık kendini kontrol edemiyor, ya yok olacak tümüyle insansı uygarlık, ya da zorunlu olarak bir çözüm bulmayı kabul edecek, insanlık yok olabileceği gibi, yeni bir insanlık çağı da başlayabilir, geçmişin uygarlığı buna ağıt yakacaktır tabi ki, ama insan değişen ortama uyum gösterebilen yaratık, sorun değişimin ne olacağı, hangi biçimde ortaya çıkacağıdır, gelecek daima şaşırtıcı ve ürkütücüdür, iyi olsa bile, uygarlık karşısında kızılderililer gibiyizdir... Koşma, ruhum geride kalıyor!..
Ruhun zaten benim. sadece bedenin uzakta. ama bana gelmezsen bir aksilik olacak. ruhun özgür kalabilir tümüyle. bedenin çürümek için akıl almaz bir karar verebilir. gel bana ve kurtul bu paranoyadan. ilk gecemizde baygınlık geçirecek ve cehennemi tanıyacaksın. hortumum seni günahlarından arındıracak. tan vakti kuşlar ötüştüğünde ağlayarak ayaklarıma kapanacaksın. ben senin hizmetkarınım. ayağa kalk ve göğsünün sütlerini emmem için izin ver. tanrıçam. Sophie, aç ruhların annesi. beni doğuran.
Sophie, azizem. melek annem. Zürih'te paslanman beni kahrediyor. yanıma gel, gözlerin bir tecavüzü özlüyor. dudakların ateşten kavrulmak istiyor. memelerin kartal pençesinin kanıyla yıkanmalı. ve mübarek amının dehlizlerinde sen bir sokak lambası gibi titreşirken, bütün kemiklerin sızlayacak ve bir kule gibi yıkılıp toz olacaksın. amının bütün özlemleri dinecek. ÖLECEKSİN SOPHİEM.
memur çalışan kişi kamu görevlisi ipe bağlı uçurtmadır
bazen şöyle düşünüyorum, Sophie'nin rektumundan girerek uzak yıldızlara gidebilir miyim, bir keresinde ağzından çıktım ve onun bakışları içimi titretti. Gökyüzü gibiydi ve karanlıkta ona sarıldım doyasıya, sonra aynı yoldan geri döndüm, çünkü açtım ve boku benim için samanyolu gibi besinle doluydu. yalanarak günler geçirdiğimi biliyorum. Sophie habersiz bilinçsizce göbeğini kaşıyordu. Ne var diye bağırdım ve bağırsaklarını emmeye devam ettim. Çok hoş. Delisiyim onun.
bana bokunu postalarmısın Sophie. ona secde edip doyasıya kokladıktan sonra içine gireceğim. gözlerin faltaşı gibi açılacak tabi. gözlerinede girebilirim. ıslak ve kaygan onlar. oradan bir kurt gibi beynine ulaştığımda, beyaz ve pırlanta gibi parıldayan beyninide sikeceğim. Çok kaba sözler mi dedin, sevişmek öldürmek isteğidir. ondan daha vahşi daha kaba, başka bir şey yok
şimdi sakin ol ve bütün bunlarınbir parodi olduğunu bil. sanat ve hayat bir oyundur. ikisi de.
sen gerçekten güzel bir insansın. sorunsuz bir yaşamın olacak senin. Bazen sadece bu bile bir mucizedir. Güzel bir insan genelde çok şeye ihtiyaç duymaz. Güzelliğin avantajları vardır görünmeyen. Senin için iyi bir kader diliyorum. İyi bir kaderin olacağını bilsem bile...
senin tipindeki kadınları seviyor olabilirim olan biten bu. sen hiç bir şey yapamazsın bana. devam et eğlenmene. seni tanrı bile buraya getiremez. felçli bir yaratıksın.kıvırma. sendeki akıl herkeste var. saygılı olması gereken sensin. sen benim için ne yaptın ki. hiç hiç hiç. bir şey istemiyorum. ama sende insan ol. sen bana değil. kendine bir şeyler vermeyi öğren önce. sen bana bir şey verebilecek kapasitede değilsin. ayna karşısında hayalleriyle ölen bir kadınsın.bu oyunu sürdürebilirsin. son iyiliğim bu olsun!!!! sen de iyisin ama bu dediklerim gerçek ve asla üzücü değil. gerçek üzücü değildir. benden ruh doktorluğu istiyorsun yazık sana
Yalnız yaşıyorum ve sanal sanrılarınıza katılıyorum. Bunun benim için hastalık anlamına geldiğini bilmeni istiyorum. zaman hırsızı göçük korsansen bok ye. karımsın. tabiki açacaksın bana vücudunu ve seni. aptalsın. seksin vatanı mı olur. seni her gece. istersen marslı ol bana ne. için en muhteşem avcı Diana!korkak. kimi kandırıyorsun. seni her an . sen istanbul a gelince vatanını öğreneceksin. senin vatanın doyduğu topraklar. senin vücudun çok güzeldi fiziksel bir anıt. reim iki parça duvarda ki pano ve önünde bir unicorn yani mitsel tek boynuz, tek boynuz duvardaki yşamı resmeden anlatan panonu önünde bir gerçeklik gibi dutuyor oysa unicorn düsel ama pano düz ve olağan yaşmımızı singleyen reisim önünmdeki tek boynuzda düşseelliğin simgesi ilginç olan panonun önmndeki tek boynuz yşamaım nve gerçekkliğin siögesi gibi duruyor artık .ünkü duvardaki yşamı simülaze deddn panoya göre asıl geöeklik tek boynu artık ilginç bir çarpın. ressam çok iyi veriyor yalnılsmave yaratıcılığın paradokslarını
Sağ üstteki elektrik direğine tırman ve gel. Biraz yüksek vertigonu unutma!..Sen nehrinde Mari Antuvanet'in kellesini ara. Marki de Sade'ın sanal kerhanesine de git, sipariş verebilirsin. Bukalemun gözlü Satre'ın çaldığı Nobel parasını bulursan, beni ara. Deyyusların parasını harcamak zevklidir! Kibirli flaneurlar var, saldırılarına kulak asma, ehlileşmeleri için fırsat tanı!!! Jean Valjean kanalizasyonda değil nükleer silah deposunda saklanıyor olabilir, sakın kurtarayım deme, insan soyunu kurutabilirsin! Paris= Zombicilik artık! Ama ordinary people sağır ve dilsizdir!!!
medyanın cansız kobayları
aşırı duydgularıyla harket eden insan duygusuzdur. beni gördüğünde gülmekten öleceksin. çok efendi, pısırık, şaşkın ve Diana'ya çok saygılı biriyle karşılaşacaksın. ben minyon ve sıkıcı bir insanım. ağlamalısın. sen laflara aldanan bir cahilsin. beni yazdıklarım sanıyorsun onlar düş ürünü. kötü şeylerde olabilir. ama senin gaddar dünyan değilim ben. çok şakacı ve zavallı biriyim. beni beğenmezsin sen. çünkü karşında kütük ve hayvan birini istiyorsun. 5000 kitap okudum ben. cahil Diana. ben minik bir risaleyim ve aşırı şakacıyım. sen şey düşkünüsün. işin gücün kendine bir şey sokmak. seksomanyaksın sen. benide alıştırdın morfine. uyuşturan kaltak. beni hasta ettin. nemfoman yosma. poponu yolla çabuk yarım bıraktın karıcığım. çok şahanesin.
piyanonun üzerinde kuş gibi dolaşıyordu elleri çok güzel bir resim ama ressamımız olağanüstü olsun istemiyor. bir yerde duruyor. bu tip resimler bütün kadınların kocası, bütün erkeklerin karısı Sezar gibidir. herkes beğenir. ama nedense herkeste bir kulp bulur!!! örneğin kuş resimdeki zarafetin altında çizgilere sahip, daha primitif, kuş öyle ki acemilikle derinlik arasında kararsızlık içinde duruyor ve resme göre daha kitsch bir konumda, oysa at son derece düşsel ve büyüleyici. bir dengeden söz edemeyiz, ressam bir dünyalı olduğunu unutmuyor, izleyiciyi esir almaktan kaçınıyor, Sezuan'ın iyi insanı ressamımız!.. öldürmektense süründürmek daha iyidir belki!.. büyük değil iyi ressamlık bazen daha kalıcı olabilir, bilemeyiz.
fransız şiir anlayışı, şanson, troubadour vb veya edith piaf müzikalitesinin ritmi üzerine çeviri kokan bir söz yığını boca ederek bir aranje oluşturan sahtekar bir şairdir atilla ilhan. çağdaşları da aynı hayasızlığı yapmış hatta bazı çevirilere kendi şiiriymiş gibi imza atmıştır. bu şairlik değil kişilik bozukluğudur. intelektüel şizofreni. bu anlayışın kökü kazındı, fransız, ingiliz, alman kültürü artık o kadar baskın ve egemen değil, benliğimize kavuşmak üzereyiz, ama iş bankası ki milli bir banka bu anlayışın tasmalı köpekliğini sürdürüyor hala, utanç verici, şiirleri arya havasında okumak bunun kanıtı, bu aşağılık kompleksi ve batının tasmalı köpekliği, bitti bu anlayış, can çekişiyor, iş bankası bu anlayışı terk etmese de onu muhatap alan yok artık, daha neler söylenir ama neyse... atilla ilhan şair değil ayrıca, şair milli olur, tasmalı köpek olmaz, varsa örnek söyleyin, sömürge zihniyeti bu, batının banka şubeleri var bu ülkede onlar yapsa anlarım, ama iş bankası yani 1923 ruhu yapıyor!!!! vay be dememek için akıl hastanesinden sağlam raporu almak gerekir. stokholm sendromu bu işte!!! hsbc bank iş bankasını görünce diyordur ki bu sığırlar oldukça bizim beka sorunumuz olmaz sinyör!!! şaşıyorum iş bankasının hisselerinin ne kadarı bizim, yoksa bu kadar soytarizm hayranlık verici değil anevrizma filandır herhalde!!!! yalanda olsa Türk şiirini arya havasında okumak, söylemek, Lautreamont'u teke zortlaması ritminde okumaktır, altı kaval üstü şişhane bir soysuzluk örneği, yazık demek fazla, koronanın kevgire çevirdiği bir dünyada hala KIRO! magnon bir zihniyetin sürmesi, sömürge olduğumuza değil, onun için can attığımızın göstergesi, salhaneye koyunlar bile bu kadar aşkla koşmuyor artık dünyamızda, gülsem olmuyor, ağlasam olmuyor, tanrının eserlerinin çeşidi ne kadar bol, ne kadar akıl almaz bir cangılın anomalik dışa vurumları tanrım diyor!!! ve bükemediğim bileği öpüyorum. bunu ancak tanrı başarabilir!!!!!!
tasmalı köpek bir niteleme asla hakaret değil atilla ilhanın düz yazıları osmanlıca, şiiri türkçe, ama ruhu fransızca!!! ece ayhan bu buhranları ima eder şiirlerinde! bu bile onun aydın olamayacağının göstergesidir anlayan için, bipolar entelektüelizm ancak kültürü saldırıya uğramış sömürgelerde görülür. iki dillilik, üç dillilik gibi afaziler,örneğin fransada bu olamaz, ha ingilizce yazan olur, ama bu joyce un ingilterede kitabını bastıramadığı için fransada bastırması gibi bir tür protest tavırdır ve bir izahı vardır. atilla ilhan ınki şark cehaleti ve dominyon kafasıdır. bir tür hinduluk!!!! tanrı taksiratını affetsin! bir nesil böyle geçti, doğrudan kusur değil bu, manipüle kültür sendromu, ama nazım neden bu yolu seçmedi ki, öyleyse atilla ilhan bir kobaydır, kendi içgüdüsüyle bile olsa!!!! şiirlerini okuyun, motzart müziğiyle aynalı çeşme çengisini birleştiren bir acuzeliktir. bu tür şiir olamaz, utanç verici bir bireşim, anomali!!! eklektik tamam ama bu komedya olur, sanatın bir dalı ama böyle şiir yaratmakta bir parodi olabilir. şiir sanatının . alanına girmez, orta oyunudur o. bulvar şiiri. kültürel bir niteleme olabilmesi soytarılıktır. var böyle şeyler ama kimse şiir demez onlara!!
çok haklısınız. tabi burası yetersiz tepki verebiliyoruz ve genelde pişman ediliyoruz!!! ece ayhan gerçek bir şairdir. nedeni şu, oda fransız kültürü almış üstelik, ama muazzam biçimde eleştirel bir şiirdir onunki. radikal bir dışavurum. nazım gibidir anlayışı, şiir değil düşüncesi. her şey düşüncedir, sanat vb. şiir bir düşüncenin dışa vurumudur. konu uzuyor çünkü bilenle konuşmak zordur ve iş uzar. siz bilen birisiniz. dikkatli olmak gerek!.. sonuçta attila ilhan türü aydınları ben kabullenemiyorum. keyfen değil okuduklarımla bu düşünceye varıyorum. Attila ilhan tıpkı iş bankası gibidir. yaptığı aydın bilgeliğiyle bir katkıya yol açacak sanırken bir avın peşinde avın avı olmaktır sonuçta. batı kültürüne iman etmek -uzun bir tartışma konusu bu tabi, bir cümleye sığmaz- bize hiç bir şey kazandırmıyor. çünkü sandalyenin 4 bacağı var, üçü yokken tek bacaklı at olmak çok büyük bir drama yol açıyor. Gerçek bir gelişmişlik ve modernitede bu olabilir ama bizim gibi şapkayı devrim sanmak zorunda kalan toplumlarda bu bir gerileme ve duraksamaya yol açıyor. konu çok uzun ve sıkıntılı. sizinle hemfikir olmak kolay iyi akşamlar. çünkü kişiye değil konuya eğildiniz, bizim en büyük sorunumuzda bu, fikre değil kişiye yönelmek! atilla ilhan kişi değil cumhuriyetin bir konjonktürüdür ama, yoksa bildiğin gibi konuşamazdık.
din tümüyle bir felsefedir, felsefe din değildir. Parmenidesçilik gin gibi bugün bir dogmadır, her şey dogmadır günümüz dünyasında, teoride dogmadır
pratikte ise her dogma yaşamını sürüdüürrü. dünya bir dogmadır çünkü.
Türkiye de müzik yoktur, kopya, fason ve aranje, yani çalıntı müzik vardır. Yurtsever marşlar Danimarka ve Fransa gibi ülkelerin şarkılarına yüklenmiş hamaset dolu sözcüklerdir. Tüm bir müzik, tamamı arabesk ögeler taşır, şarkı sözleri içler acısıdır, bir sömürgede bile bu denli aşağılık bir müzik olamaz. Bir iki iyi niyetli şeyler belki vardır, ama onlarında sözleri vasattır. Devlet baskı yapıyordur belki ama kapasite bu, müzik genelde ticari bir alan, baskıyı kaldırın bir şey değişmez, az gelişmiş bir ülkede nasıl bilim kurgu yazılamıyorsa, karşılığı olmadığı için, müzikte toplumun kapasitesine uygun bir gürültüdür, yapılacak şey batı müziğine özenmekte değildir, kendisi olmak, ama bu bir paradoks, kendisi toplumun düşük promilli, öyleyse bu sefaletin doruk noktasına çıktığında, bir rönesans doğumuna yol açması için dua etmekten başka çare yok. Rabbim kabul etsin!!!! Klasik batı müziğine hayran bu ülkenin bazı insanları ama o müziğin batı burjuvazisi hatta aristokrasisinin bir ekspresyonist göstergesi olduğunu düşünemiyor, yani ona özenmesi çalıntı bir müziği aranje etmekle aynı şey. Ekonomik anlamda sömürge olmanın uzantısı, zihinsel anlamda da sömürge olmak. Bu ülkenin aydını sömürülmüş ve manipüle bir beyin yapısına sahiptir, bir tür uzaktan kumanda otomat. Kurtuluş efendisinin çöküşüyle olabilir ancak. Tarihte de böyledir. Çağın hızı batının çöküşünü de hızlandıracaktır, çünkü gelişim onu yaratan özneyi de yok edebiliyor, artık ülke sorunu yok, korona gibi global sorunlar var dünyada, bumerang gibi sorunlar eşit dağılıyor ve yok oluş ya da sınıfların çöküşü her topluma orantıyla dağılacaktır, kısacası klasik sömürge anlayışı sona eriyor, uygarlık canavarı önce kuyruğunu yemek zorunda ve dünya değişiyor, iyiye gittiği söylenemez, yalnızca bütün dünya tehlike altında, kobay devletler üretmek artık çözüm değil. kaçınılmazlıkla kavramlar ve gerçeklerin yeniden yapılandığını göreceğiz. Bu da uygarlık biçimimizin son iç çekişinin yakın olduğu anlamına geliyor. Sorunu üretenler ondan en çok zarar görenler olabilecektir belki de, dünyamız tehlike altında kısacası, buda üretilen toplumsal yaşam biçimimizin sonu anlamına geliyor, kapitalizm sürebilir ama o artık öncelikle kendini kurtarmak zorundadır, global zihinsel dönüşüm her şeyin bittiği ya da her şeyin yeniden başladığı bir sistemin habercisi olabilir, güçlü paylaşım odakları ve alanları o kadar çoğaldı ki, kapitalizm arık kendini kontrol edemiyor, ya yok olacak tümüyle insansı uygarlık, ya da zorunlu olarak bir çözüm bulmayı kabul edecek, insanlık yok olabileceği gibi, yeni bir insanlık çağı da başlayabilir, geçmişin uygarlığı buna ağıt yakacaktır tabi ki, ama insan değişen ortama uyum gösterebilen yaratık, sorun değişimin ne olacağı, hangi biçimde ortaya çıkacağıdır, gelecek daima şaşırtıcı ve ürkütücüdür, iyi olsa bile, uygarlık karşısında kızılderililer gibiyizdir... Koşma, ruhum geride kalıyor!..
konuşmalarımız sadece hasta olmama yarıyor. gecem gündüzüm seninle. ruhsal mastürbasyon bu. çok kötü. beni kurtar Diana seni çok istiyorum. aşığım ama zor durumdayım. bitkinim.
ülkenin doğal demokrasiyle yönetildiğini ve sosyal kalitesinin emsallerine göre komik promilde seyrettiğinin kanıtıdır
dilerim bu seni sakinleştirir. tartışmak, düşünmekten fazla zaman alıyorsa, insanın geldiği noktaya bakmak yeterli!!!
Sophie tanrının değil karanlığın dediği olur.
kendime uygun bir donör buldum galiba, ayaklarını öpüyorum kraliçem! marki de sade'ı tanıman gerekir. onun soyundan geliyorum. ve kurbanım sensin.
navaho yerlleri
Marie, fotoğraflar çok. Kişsel fikrim dünya kültürünü dinsel simgelere indirgeyip, dünyamızın, ağırlıkla kadınları ezen bir uygarlık sistemi ürettiğini ve yeni bir uygarlık modeli armamız gerektiğini anlatmak istiyorum. Düşüncelerimin, beklenitilerini karşılamadığınıda biliyorum.
bilinçli insanla hiç bir şey konuşamazsınız. aç olan ilgi çekici bulabilir bunları ama ben ressam değilim. edebiyatla meşgulüm. öykülerimi okusaydın bence sevebilirdin. şiirde yazarım ama şiirde yeni bir şeyler yazmak gerek, güzel şiir bir klişe hiç önemli değil bence. insan farklı şeyler öne sürebilmeli, sanat bilinmeyendir bence!
"Özgür bir kadın, hafif bir kadının mutlak zıttıdır" Simone de Beauvoir. Angela bu erkek egemen bir ifade değil mi, hafif kadın!.. Simone'ye asla katılmıyorum. Kendi türünü ayrıştırarak özgürlüğü ifade eden biri bence cahildir. Tartışmak için söylemedim. Nazım'ı andığın için bir görüş paylaşmak istedim. Düşünen insan özgürdür bence, sen öyle birisin. Özgürlük düşünmek ve düşünebilmektir. Bunun yoğunluğu arttıkça özgürlükte artar. Bu benim görüşüm. Sana değil Simone'ye katılmıyorum. Sevgiler ve saygılar, dünyada senin gibi insan az bence!..
köpeği seviyor ama sokak kedi ve köpeklerinin Nepal, Malezya Singapur Tayland ve Endonezya'dan sonra en çok büyükada da bulunduğunu da biliyordur her halde, sokakta kedi ve köpek demek o ülkenin doğal demokrasiyle yönetildiğini ve sosyal kalitesinin emsallerine göre komik promilde seyrettiğinin kanıtıdır. Utanç verici aşağılık bir durumdur. Kontrolsüz biçimde çoğalan kedilere mama vererek insan olduğunu zannedenler meczup sürüsüdür, akıl baliğ değildir, bu sorun medeni biçimde çözülmelidir hayvan ve hayvan sever olmakla çağdaş olunamayacağını bilmeliyiz..Sokak kedi ve köpeğini ahaliye besletmek onu getirip sokağa bırakan -ispatlarım- HAYVANLARIN cüretini artırıyor. demek ki sokak kedisi+köpeği= hayvanlaşan insan demektir!.. kendimizi tanırsak iyi olur!!!!!! bu kedi ve köpek sürüsü cennetten kovulmadı, eşek cennetinin hayvanları getirdi onları!!! köylerde herkesin bir köpeği vardır ama sokakta köpek göremezsiniz. çağdaşlık abidesi hayvan!!!! severlere duyurulur!! petşopları görmeyip,-olur mu anında kuyruğunu kıstırır! kaçacak delik arar bizim mangal efesi!!!- sokakları kolaçan eden hayvan! yoldaşları!!!!! tasmalı zooist!!!! böyle hayvanseverlik hayvanlarda görülen bir eğilimdir kısacası!!!! ,
ödlekizm esarthane ve cücler peyda olup gece tecavüz gotik
Picasso köprü altında büyümüş bir idiot, ressam olsa böyle savurmaz. Çünkü o Einstein'ın rölativite teorisi dünyayı sarsınca onu kurnazlıkla tuvale taşıyan bir Şarlo'tan! Beleşçi bir ahlaksız! Renk ressamıdır kendisi, orta zekalıları fetheden bir tropikal papağan!!! Ressam değil iyi bir badanacı, kim ki çok seviliyor o bir soytarıdır! Bakınız yukarıda sağdaki homocigarettes!! İğrenç bir jonglör! A bakın kıskandım onu, karı istifçisi!!!!
gençlik fırtınada sürüklenen kaya demektir. iyi olmak düşüne birini asla mutlu etmeye yetmez.
seni bu yüzden seviyorum. çok hemde. konuşmak güzel seninle. ama geleceği olmayan dostluklar unutulmak zorunda, hayat bu yüzden melankoliktir.
hayır ama unutmak zorundayım. bu sohbet benim için hüzün demektir. çünkü az sonra ayrılacağız ve bilinmeyen bir zamana yuvarlanacağız. belkide hiç görüşme, konuşma bile olmayacak artık. bu küçük bir intihardır.
nedeni çok basit, bizim dostluğumuz uçucu, ama sen sağlam bir karakter, bilgiyi yönlendirebilen, güçlü bir ruhsun, ama benim değilsin basit anlamda bile, sen benim için yoksun. konuşmamız mucize, görmüyor musun, bir karşılaşmayız sadece
bu benim sana olan bağlılığımı öldürüyor. ve öyle olması gerekir. yoksa ıstıraba dönüşür her şey.düşüncelerine bağlanabileceğim insanlarla geçici dostluk anlamsız ve yıpratıcıdır. anlamayacak bir şey yok. düşüncenin yalnızlığı en kötüsüdür. sana anlatamıyorum. bu yüzden vazgeçtim. düşüncenin yalnızlığı en kötüsü. oysa düşüncelerimiz yakın. ama arkadaşlığımız yok hükmünde. neden anlamıyorsun.bu tavır kurnazlık. anlamak istemeyenin başvurduğu bir yöntem. Eva işi hafifletiyor. tşekkür ederim. uynadım ve sabahı gördüm!!! her şey aynı ve boşuna konuşuyoruz!!! çünkü Eva hayatın tarafını tutuyor!!!
orada gece sanıyorum, anlamak istememen normal. gece başlı başına bir anlam zaten. yorulmasın Eva, o zaten düşünüyor. öp sadece, sesi ve kokusu olmasın. hala anlamak istemiyor çünkü!!! tanrı onunla olsun, oda diledi çünkü!anlamamak çok normal. aramızda denizler dağlar ve translated oyunları var Eva!
belki bu tür konuşmaktan hoşlanıyorumdur, sende geri kalmıyorsun. ama anlamamak gibi sorunda var. bak şunu mutlaka anlarsın çok basit çünkü ve söylemenin hiç bir anlamı yok aramızda! seni seviyorum!..
sevmek parçalı bir duygudur. sadece iletişim içinde olduğumuz bölüm adına seviyorum. sevgi bütünlüklü olamaz, olanaksız çünkü. ama bunuda anlamayacaksın. yorgunsun ve gecede konsantre güçlüğü içindesin. kendini yorma, sevmek hiç bir koşul tanımaz, ruhani olan her şey, inanırsan vardır. yani sevgi somut elle tutulur bir şey olamaz. yalanın bir biçimidir o. ama anlamadın gene. gözyaşlarım senin için!!!
senin için henüz uzun, benim için kısa, ama hayat kısa diyen sensin. işte bu şaşırtıcı. genede güzel ve düşünceli Eva benim olmadığı için ağlayacağım. yas tutmak beni Eva'dan uzak olmanın acısını hafifiletir çünkü... Acı teselli edicidir.
sen gerçek bir ressamsın ama işin zor, gerçeklik büyük sorunlar demketir.
eiffel gibi bir -ELEKTRİK DİREĞİNİ- çağdaşlık diye sunan KANİBALİST bir ülkedir fransa, barbar ve vahşi hayvan ahırıdır, mari antuvanet in külotunu çekerek giyotinle kellesini kesen bir primat yığını!!! sömürgecilikle modernlik taslayan kuduz köpek zekası!!! soykırımcı ırk! bakınız afrika mezbahaları!!! nobelin parasını iç edip! ödülü reddeden bukalemun gözlü Sartre gibi soytarıların ülkesi!!! birleşmiş milletlerin tecrit etmesi gereken bir ülke!!! fransa= bay Korona!!! bir tür veba!!!
insan vapuru neden kaçırır, evrende üç mekanizma vardır, zaman mekan ve insa yani figür, kişi, bu üçü bir harmony içinde olmak siter, bir uyum, ama evrenin kaotik veya bir görüşe göre kozmik yapısı bnu olanaksız kılar çünkü bir mekanizmaın üçüde aynı anda aynı yerde olamayabilir, hatta bu olanaksızdır, bu yüzden vapura kimi bir sat erken gelir kmi son anda biner, kimde kaçırır sonsuza dek böyledir bu, evrenin mekaniği ve onun ileyişiher biri kendinden bağımsız bir bileşkedir sonuıçta ve vapur daima kaçar, ya da son anda yetirsiniz, bu yüzden geometrinin büyüsüdür bu, matemaTĞğin cebridir ya da şaytNi matematik cin sel cinneti evrenin.
Samiri kral önleyemez bnun,
sanat yönlendirmez
o durumda salt bir manipülasyona dönüşür, sanat genfde bir sezgi ya da duygu sarmalına sürükleyebilir. o zaMAN SANT VARDIR DİYEBİLİRİZ.AMERİKAN İST SÖMÜRGE KÜLTÜRÜNÜN KOBAYLARI
DÜNYA KOMŞUŞUĞU YA DA
o kadar güzelsin ki bir ressam demek çok yetersiz sana. ama kişiliğinde çok sağlam. senin ideallerine kavuşmaman dünyanın kusurudur. öyle bir şey olursa üzülme ve beni hatırla, güzeller güzeli Elena...
tanrı israfın bir kişi için pek çok şeyin harcanmasıdır diyor, pek çok kişi için tek bir şeyin yürülüğe konulmasıda cimriliktir öyeyse
vicdan sosyal yüreğimizdir olamaz, ama hayat bu, her ihtimale hazır olmak başarının gizli kuralıdır belki. değilse bile varlığın yeter.
baleyi bende severim. opera. Tosca'da yuyudum ama, kadın dedi ki alışırsın!ben her şeyin iyisini severrim. biraz mantıksız ghibi görünsedesende Apaçi ruhuda var. resminde izleri var o kültürün. onu geliştirip marjinalite edebilirsen, mesafe kat edersin. bende seni öpmeyi hak ederim yani!
yok tarzını değiştirme diyorum, hafif folklorik nitelikli resim yapıyorsun, kayma yapman için erken, bu tarzı sürdür diyorum. gençsin, varlığını kanıtla sonra varyantlra girişebilirsin, erken değişim ölü doğmak demektir. heyecanına yenilme. bu bir maraton ve kolaylık ve parodiye teslim olursan kaybedersin.
mozart barok birazda rokokodur, beethowen gotik birzda hollowendir.
Picasso köprü altında büyümüş bir idiot, ressam olsa böyle savurmaz. Çünkü o Einstein'ın rölativite teorisi dünyayı sarsınca onu kurnazlıkla tuvale taşıyan bir Şarlo'tan! Beleşçi bir ahlaksız! Renk ressamıdır kendisi, orta zekalıları fetheden bir tropikal papağan!!! Ressam değil iyi bir badanacı, kim ki çok seviliyor o bir soytarıdır! Bakınız yukarıda sağdaki homocigarettes!! İğrenç bir jonglör! A bakın kıskandım onu, karı istifçisi!!!!
gençlik fırtınada sürüklenen kaya demektir. iyi olmak düşüne birini asla mutlu etmeye yetmez.
seni bu yüzden seviyorum. çok hemde. konuşmak güzel seninle. ama geleceği olmayan dostluklar unutulmak zorunda, hayat bu yüzden melankoliktir.
hayır ama unutmak zorundayım. bu sohbet benim için hüzün demektir. çünkü az sonra ayrılacağız ve bilinmeyen bir zamana yuvarlanacağız. belkide hiç görüşme, konuşma bile olmayacak artık. bu küçük bir intihardır.
nedeni çok basit, bizim dostluğumuz uçucu, ama sen sağlam bir karakter, bilgiyi yönlendirebilen, güçlü bir ruhsun, ama benim değilsin basit anlamda bile, sen benim için yoksun. konuşmamız mucize, görmüyor musun, bir karşılaşmayız sadece
bu benim sana olan bağlılığımı öldürüyor. ve öyle olması gerekir. yoksa ıstıraba dönüşür her şey.düşüncelerine bağlanabileceğim insanlarla geçici dostluk anlamsız ve yıpratıcıdır. anlamayacak bir şey yok. düşüncenin yalnızlığı en kötüsüdür. sana anlatamıyorum. bu yüzden vazgeçtim. düşüncenin yalnızlığı en kötüsü. oysa düşüncelerimiz yakın. ama arkadaşlığımız yok hükmünde. neden anlamıyorsun.bu tavır kurnazlık. anlamak istemeyenin başvurduğu bir yöntem. Eva işi hafifletiyor. tşekkür ederim. uynadım ve sabahı gördüm!!! her şey aynı ve boşuna konuşuyoruz!!! çünkü Eva hayatın tarafını tutuyor!!!
orada gece sanıyorum, anlamak istememen normal. gece başlı başına bir anlam zaten. yorulmasın Eva, o zaten düşünüyor. öp sadece, sesi ve kokusu olmasın. hala anlamak istemiyor çünkü!!! tanrı onunla olsun, oda diledi çünkü!anlamamak çok normal. aramızda denizler dağlar ve translated oyunları var Eva!
belki bu tür konuşmaktan hoşlanıyorumdur, sende geri kalmıyorsun. ama anlamamak gibi sorunda var. bak şunu mutlaka anlarsın çok basit çünkü ve söylemenin hiç bir anlamı yok aramızda! seni seviyorum!..
sevmek parçalı bir duygudur. sadece iletişim içinde olduğumuz bölüm adına seviyorum. sevgi bütünlüklü olamaz, olanaksız çünkü. ama bunuda anlamayacaksın. yorgunsun ve gecede konsantre güçlüğü içindesin. kendini yorma, sevmek hiç bir koşul tanımaz, ruhani olan her şey, inanırsan vardır. yani sevgi somut elle tutulur bir şey olamaz. yalanın bir biçimidir o. ama anlamadın gene. gözyaşlarım senin için!!!
senin için henüz uzun, benim için kısa, ama hayat kısa diyen sensin. işte bu şaşırtıcı. genede güzel ve düşünceli Eva benim olmadığı için ağlayacağım. yas tutmak beni Eva'dan uzak olmanın acısını hafifiletir çünkü... Acı teselli edicidir.
sen gerçek bir ressamsın ama işin zor, gerçeklik büyük sorunlar demketir.
eiffel gibi bir -ELEKTRİK DİREĞİNİ- çağdaşlık diye sunan KANİBALİST bir ülkedir fransa, barbar ve vahşi hayvan ahırıdır, mari antuvanet in külotunu çekerek giyotinle kellesini kesen bir primat yığını!!! sömürgecilikle modernlik taslayan kuduz köpek zekası!!! soykırımcı ırk! bakınız afrika mezbahaları!!! nobelin parasını iç edip! ödülü reddeden bukalemun gözlü Sartre gibi soytarıların ülkesi!!! birleşmiş milletlerin tecrit etmesi gereken bir ülke!!! fransa= bay Korona!!! bir tür veba!!!
insan vapuru neden kaçırır, evrende üç mekanizma vardır, zaman mekan ve insa yani figür, kişi, bu üçü bir harmony içinde olmak siter, bir uyum, ama evrenin kaotik veya bir görüşe göre kozmik yapısı bnu olanaksız kılar çünkü bir mekanizmaın üçüde aynı anda aynı yerde olamayabilir, hatta bu olanaksızdır, bu yüzden vapura kimi bir sat erken gelir kmi son anda biner, kimde kaçırır sonsuza dek böyledir bu, evrenin mekaniği ve onun ileyişiher biri kendinden bağımsız bir bileşkedir sonuıçta ve vapur daima kaçar, ya da son anda yetirsiniz, bu yüzden geometrinin büyüsüdür bu, matemaTĞğin cebridir ya da şaytNi matematik cin sel cinneti evrenin.
Samiri kral önleyemez bnun,
sanat yönlendirmez
o durumda salt bir manipülasyona dönüşür, sanat genfde bir sezgi ya da duygu sarmalına sürükleyebilir. o zaMAN SANT VARDIR DİYEBİLİRİZ.AMERİKAN İST SÖMÜRGE KÜLTÜRÜNÜN KOBAYLARI
DÜNYA KOMŞUŞUĞU YA DA
o kadar güzelsin ki bir ressam demek çok yetersiz sana. ama kişiliğinde çok sağlam. senin ideallerine kavuşmaman dünyanın kusurudur. öyle bir şey olursa üzülme ve beni hatırla, güzeller güzeli Elena...
tanrı israfın bir kişi için pek çok şeyin harcanmasıdır diyor, pek çok kişi için tek bir şeyin yürülüğe konulmasıda cimriliktir öyeyse
vicdan sosyal yüreğimizdir olamaz, ama hayat bu, her ihtimale hazır olmak başarının gizli kuralıdır belki. değilse bile varlığın yeter.
baleyi bende severim. opera. Tosca'da yuyudum ama, kadın dedi ki alışırsın!ben her şeyin iyisini severrim. biraz mantıksız ghibi görünsedesende Apaçi ruhuda var. resminde izleri var o kültürün. onu geliştirip marjinalite edebilirsen, mesafe kat edersin. bende seni öpmeyi hak ederim yani!
yok tarzını değiştirme diyorum, hafif folklorik nitelikli resim yapıyorsun, kayma yapman için erken, bu tarzı sürdür diyorum. gençsin, varlığını kanıtla sonra varyantlra girişebilirsin, erken değişim ölü doğmak demektir. heyecanına yenilme. bu bir maraton ve kolaylık ve parodiye teslim olursan kaybedersin.
mozart barok birazda rokokodur, beethowen gotik birzda hollowendir.
çocuk tacizini basın müslüman dindar kesime yıkıyor, İngiltere bu alanda dünya şampiyonu, dinsiz dindarlar yani!!! kim ki ahlaki sefaleti bir tarafa yıkar, asıl tacizci ve ahlaksız odur. türban için ikna odası açmanın ruhsal saldırı olduğunu anlamayan zihniyet cizin binlerce yöntemi var!!!! her dakika o... p..... diye bağıran bir cinsiyetsiz meczubu kahraman ilan eden, bir ayda 5 daire sahibi oldu diye mesih ilan eden bir basınınız varsa ülkede taciz haberini ana menüsü yapan iğrenç bir zihniyetin ülkesinde yaşıyorsunuz demektir. taciz laik düzenin negatif motivasyonudur, bu haberlerle avutulacaksın ki iyisi kilin, iyisi üzümün devranı sürsün!!! taciz tecavüz haberleri laik düzenin zırhıdır, şarkı sözlerinize bakın da müslümanı suçlayan mankafalar olmaktan kurtulun. şarkı sözleriniz yüz senedir kerhane modelini öngören bir ülke tasarlıyor!!!! tacizi körükleyen laik düzendir!!!olmazsa olmazıdır bakınız basın, gazeteler, barlar, pavyonlar, kerhaneler, meyhaneler... karı muhabbetinden başka ne biliyor lan bu 80 milyon!!!! taciz kanında var bu milletin!!!! uyu yavrum ninni uyutayım seni şarkılarla türkülerle avutayım sen!!! bu ülkeyi islamiyet kurtaracak!!! FASON LAİSİZM kerhanecidir kısacası!! yıkılmadıkça da dindarlar günah keçisi değil, musalla nöbetçisi olacaktır!!!Amerika bir Sezar gibidir, herkesin taptığı ve herkesin nefret ettiği bir imparator!dünya bi r yazı bir yazılımdır o var oldukça seninde ne yazılımn ne yazın bitmez*Dünya cehennem provasından ibarettir ve herkes haklıdır!!!!!!! bu heykeli hitler hak ettti, hiroşima ve nagazaki kasabı rooswelt hak etti ama ne hitler soykırımının anma günü var, ne hiroşima katillerinin adını bilen var, varsa yoksa can yücel in dediği gibi g... içi kadar yere sıkışmış bakiye devlet t.c meczubuyla kafa bulup sarhoş olalım, şunu anlıyorum ben cehalet diploma istemez, ama adalet için -İNSAN!!!!- olmak gerekir. Henüz oğlunu çarmıha germe edepsizliğini gösteren Tanrıcığımın bile beceremediği tek zatturi zutturi!!!! havlayın, havlayalım, havlasınlar, insanlığın kadim sloganı yalnızca budur, arkası kudurmak tabi!!!! kanibalizmdir dünya düzeninin adı, Arap İsa'da ilk taşı en şerefliniz atsın buyurmuştur!!! mavallarla uyumak dünyevi mahlukatın naturasında vardır!!!! korona adındaki virüse bile yenilen bu mahluk, henüz düşünme aşamasına geçememiş bir hayvandır kısacası!!!! Dünyevi bir haberim var, yıkılma sürecine giren ABD nin Osmani !!! eyaletlerinden İdaho'nun soykırım gününü belirlemek için ağzınızın şapırtısı eksik olmasın, üç vakte kadar sizi mutlu edecek!!!! Bir de esprimiz var, Osmanlı yıkılırken en çok kaybı veren kimdi, Türkler! fıkra gibi!!!!!kollektif duygularla rezonansşöyle, içinden seviyor. çünkü çok ideal, modelist bir havan var. kusursuz bir desen gibisin. bir tür Havva! herkesin aşık olacağı kadın. hepimizin ortak kaderi! sizi davet ederken sadece güzel olduğunuz için davet ettim. ressam olduğunuza dikkat etmedim. güzeller insana moral veren bir müsekkindir. tıpkı şimdi olduğu gibi. onun konuşması büyüleyici!..Dramatik müzik ve depresifben teşekkür ederim. sizin konuşmanız bir rüya benim için. ve kendimi kaybedebilirim. bunu bilemezsiniz. çünkü bir düş ya da beklentinin, tanrı katında yüzleşme anı bu. şaşkınlığıma lütfen şaşırma, çok şeyler söylerim ama bilin ki bu bir tutku, Pygmalion öyküsü. Hayran olduğu heykele aşk sözleri fısıldayan adam gibiyim. sizi çok seviyorum. ama bu bir düş!Margaret benim aşk öyküsü ya da metni yazmam demek, az kaldı! böyle giderse o yazılarda kalacak!!!!Horkheimer, aşk sözleri kitaplar içindir diyor. Bir kerecik bu kuralı bozsaydık keşke!!!Güzel bir tanımlama, sizi seviyorum ve çok haklıyım bu sözleri duyduğuma göreDorit entelektüel bir melek.uyuyun. öpüyorum sizi, çok teşekkür ederim. sarıldım çünkü çok medeni ve çok narinsiniz. ve tam bir insan. ne kadar güzel. sevinç içindeyim. bugün bana uyku yok!!!kesin yazacağım. hayali de olabilirkonuşmalarımız yönlendirici. ama yazarım konuşmamız şart değil. sana aşığım ben! platonik belki ama seviyorum sizi.iyi geceler. sevenler iyi geceler der ama gece bitmez bir türlü. lütfen uyu ressamların en güzeli...Harika bir yeni arkadaş, küçük beden ve büyük hassas bir kalp. Zakopane ' deki stüdyosunda günlük olarak 180 X180 cm madde ile mücadele eden, bu şehirde yaratılan büyük ressamların varisi T. Brzozowski, W. Hasiora ve diğer harika yaratıcıları. Katowice ' de ASP mezunu ama ne fark eder, izlediği yol kendi tarafından ve tam farkındalıkla seçilmiş, gece gündüz gözlemci, duygu satıcısı, anın yorumcusu. Mavi, sarı, kırmızı dünyası her zaman siyaha hakim olacak, gerçek siyah ve kirli, ama tonlarıyla güzel. Acı, umutsuzluk, korku ve sevinç ortaya çıkan o. Duvarlarınızdaki yerleri hazırlayın, Małgosia ' yı size davet edin, resimleri asla bayat olmayacak, çünkü içinde insan ve gerçek var. Małgosia ile dostluk - paha biçilemez.Elizabeth domuz eti yedi dün yaş gününde! tahttan indir kocakarıyı, doksan beş yaşında mide spazmından nalları dikecek!!! önce kendi ahırını temiz tut teyze!!! İngilizler dünyada en çok et yiyen mahluk istatistiklere göre!!! Kanibalizm mucidi bir iddiaya göre!! Tamarind ağacında pigme eti (yerliyi maymun sanmış işin kötüsü!) yerken tahta çıktığını öğrenen prensesin masalını duymadın mı be teyze!!kederli mutluluklar dilerimyapıma ters bu durum. ben herkesin konuşmasından ve basitlikten yanayım. edebiyat hayattan daha karmaşık bana göre. kime anlatabilirsin ki. görecelidir her şey. ama hayatı bu kadar zorlamak ve suyu elemek beni sinirlendiriyor.ama seni seviyorum. buna da şükür. konuşmamız mucize. insanlar fena halde birer balon! sifon çekerek yaşayan polyanna sürüleri!!!korona ölülerini anmak içineiffel kulesi gibi bir elektirik direğinin seçilmesi bir paradoks gibi geliyor bana, eiffel modern bir çarmıhtır.
Natasha ile anlaşıyoruz. seks tek başına işkencedir. konuşamadığın insan robotla seks yapmaya benzer.
benim şu an tek arkadaşım Natasha. burda arkadaşım yok. sohbet yok. seks içgüdü. dosluk değil düşmanlıkta üretebilir!
iğrenç bir elektrik direği, insanlığa layık görülmüş ahir zaman penisi ! utanç verici bir şehir. bina ve zina kardeşiliği!! sömürgecilerin iğrenç mabeti. mari antuvanetin kellesinin yüzdüğü bir ırmak ve Claudel'in 27 yıllık akıl hastanesi!!! bukalemun gözlü, nobel hırsızı Satre'ın mezbelesi !!! jean valjean'ın kanalizasyon şebekesi!! müzeler çalıntı mallarla dolu bir ahlaksızlığın anıtı, hırsızların deposu, barbar ve vahşi bir metropolis!!!
Dorit özlemim ne zaman bitecek sana rezonansın saati ne zaman dolacak
İstanbul' a gel bende kal. yalnızım. masrafın olmaz. en fazla günaha gireriz. burada kilise var günah çıkartırız beraber
ben ateistim ama senin için İsevi olmaya hazırım tatlım
İsa bizim atamız
tanrı onun babası, bizimde büyük büyük babamız ne güzel
ama bizde iki kardeşiz o zaman.
ensest olmaz değil mi aramızda
ben sana dayanamam ama
antik çağ tanrıçaları gibisin sen
Afrodit e benziyorsun
olgunluk çağındasın biliyorum
ben çok severim
olgun kadınları
gelirsen bana dua edeceksin
çünkü
seni sevdiğin değil
seni seven mutlu eder
uzun bacakların
altın oran vücudun
için tapınağın kapısı açık
gel canım
bızırının rezonansı ikimizide çıldırtacak
ve diyeceksin ki
buraya gelmekten pişman değilim
çünkü bu satir tam bir canavar
aşk canavarı
Dorit için çıldıran bir fantoma
çabuk gel sevgilim
horozum o kadar kıpırdıyor ki şu an
konuşacak nerdeyse
Dorit gel aşkım
asla pişman olmazsın
sen her şeyelayıksın
ulu bedenin kutsanmak için nasılda arzu dolu
kıyma ona
gel ne olur
batıya kızgınım sadece. bir sömürge uygarlığı. ironi bunlar. ama bir yerde doğru. bir şeyi sadece övmek ahmaklıktır. insan eleştiren tek varlık
windsor düşesi yaparsa 80 milyon alkışlar, romanını kıçına saklar tuvalette bile okumak için, necip milletim her boku yemeyi bilir!!!!!
tasması olanın sefası da cefası da ıstırap melodisidir!!! bu adamcıkların che ye övgüler yaptığı olur, ardından hitler in toplumunu günahıdır der ve onun iyi yanları da vardı diyecek kadar da ruhları sefalet içindedir. metazori doğrucu davutlar! hayatın taklitçi kuşları!!!! beyinlerinde organik çip taşırlar!! biyorob!!!
anatartika ya gökdelen yapacaklar yakında
rantokrasiuzak doğu her şeyi yiyor, hamam böceğini, akrebi, solucanı, bu bir kültür sorunu, bizde kurban bayramı var mesela, günün birinde bunu anlamsız bulmak mümkün, insanoğlu evriliyor, ama bir takım dürtülerle hareket etmeyi anlamak mümkün değil. kim et yiyorsa canavar. Adele ve ben bir canavarız. ama diğerlerini suçlamamız ya da farklı bir canavar görmemiz İlahi Komedya, Dante size çözüm bulacaktır!!! Cehennemin kamaraları var, ateş denizinin içinde iyi bir yer kapmaya bakın!!!
ney müziği, mevlevi müziği çalınsın, neden II. selim in bestelerini, neden Itri yi yunus emre nin ilahilerini dinleyemiyoruz hainler! !!!!! camiler ayasofyadan beterdir, gayrimillidir, kiliselerde ilahiler, gospeller çalınıyor,sonra neden sömürgeyiz diye ağlaşıyor 80 milyon, çünkü camileriniz küffarın elinde, MÜZE OLMUŞ!! bu utancı bitirin, camileri halka ve islamiyete açın eyy laik ve bir ---sömürge---- olan tarihin tek türk devletinin dinsiz dindarları !!!!!Adele, jeune premier Berlinguer mezarından sana lanet okudu!
Çin, emperyal gövde gösterisinde batının rakibi, bütün sorun bu, İtalya Roma imparatorluğunun varisi ama o batı kavramına doğrudan dahil edilebilecek bir ülke değil, batı can çekişiyor, tarihin acımasız bir kuralı bu, tavşanlar kaplumbağaya yetişti, yapacak bir şey yok Adele, ağlama boş yere!!!!
Fahrenheit 451 sabıkalısı Umberto Eco Arjantin e kaçtı ve hala yaşıyor!!!!i
ingilizler gemilerle prangalı kölelerin üzerinde dingiliz uygarlığını kuran, it sürüleriydi ağzınızı açmaya bokunuz yetmedi!!!! ödlek bir insanlığın ödlek sürüleri olduğumuzu kabul edelim, külotsuz! ve modern kocakarı elizabeth i alkışlayın mahluklarım!!! çarmıha gerdiğiniz adama tapmak bahtsızlığı, bu anomalinin sebebi, tedavisi yok!!!! et ekmek, kan şarap salyanızı kontrol edin!!! hiroşima ya da selam durun zombilerim benim!!! uuuuuuuuuuuuuuuu!!!!! kurt bu, geceleri uluyor, vampir olmasın!!!! mari antuvanet in külotunu çekerek -Donsuz- giyotine gönderen eşekleri hatırlayın!!! utanmak insan olmaktır, başka hiç bir yaratık utanmayı bilmez yavrucuklar!!! çüşşşşş diyorum size çüşşşşşşşşşşşşşşş!!!! babanızı çağırın da tartışalım boku yeterse tabi!!! bu paylaşımı yapan maymun, teşekkürler babacığını ve evladı Darwin yetimini hatırlattığı için!!!! maymun zekası olan biten ne de olsa tatlım!!! Tatiana piçliğini paylaşmaya kalksan insanlığın, bu görüntüye sıra gelmeden geberirdin!! hemde kendi yaptığın bombayla ve hemde bu adama atarken!!! yavrucuğum, kendi kanını içmek nasip olurdu cesedine tatlım!!! salyanı analiz ettir gerçeği görürsün, oturup kıçını büyütme, oku biraz!!! gözlerin güzel ama kör, bütün kör gözler çok güzeldir, sen çok tatlısın canım!!!! ahlak varsa sende ilk taşı kendine atmayı öğren, iblis değil Babasız İsacığın söyledi sana bunu!!! iki yüzlü Tatiana, bayan Janus, çok seksi ve aklı kıt!!!
AKP yle ilgisi yok, abdülaziz güreşçi, abdülhamit marangoz, vahdettin hisse senedi meraklısı, atatürkde papyon ve kasket istifçisi, bir tane felsefeyle anılan adam yetişmemiş, bir tane düşünce adamı, ideolog diyebileceğiniz adembabanız yok, var diyen bugünlerin sorumlusu bir şarlatandır!!! profesörünüz üniversite açılır diye ödü kopan bir piç, bir it,, eee nasıl olacak bu iş, kürt mürt davası değil bu gerizekalılık yarışması ve yüzyıllardır birinciyiz!!! şepkeden devrim çıkaran züğürdün bu duruma düşmesi iyi, leşi çıkması lazım esasen!!! şükür rabbime!!! felsefe ne işe yarar, bu soruyu sorabilen bir toplumun, soğukta ancak sidiğini içmek aklına gelebilir!!!! akp laik bir partidir ve T.C yi yağmalama projesinin devamıdır!! yağmanın jandarmalığını da chp üstlenmektedir. AKP=CHP bunu anlamayan müslim baba dinleyip jilet çekecek koluna!!! başka çaresi yok!!!! yoksa 11 seçim kaybedip yerin de duran hiç bir sığırı demokrasi bekçisi yapmazlar, faşist nasıl olunur merak ediyorum!!!!
Tatiana, bu batı denen piç soyları, sık sık Latin Amerikalı, İsa kurbanı dindaşlarına ve ortadoğunun 4 karılı müslümanlarına daima!!! demokrasi götürüyor. geriye ne kalıyor tatlım, -yıkıntılar arasında ilahi!- utanma, gerçeklerden utanılmaz! yağmalanan tarihi eserler, babası belirsiz çocuklar, tecavüzcüsünü hatırlamayan -tıpkı senin gibi ceylanlar!- yavrum. gerçekleri kabul etmeyi özümsemeyi, insanca davranmayı öğren önce ve sonra piçlerini tanı ve çocuğunu büyütürken beni hatırla seksi Tatiana!!! ah beğendin düşüncemi, gene haklı çıktın Tatiana! gene haklı çıkacak tanrısal zekanı ortaya koydun! seninle baş edemem, ahirette hesaplaşacağız!! !
Ortaçağ kışından çıktık diye avunurken, teknolojik gelişmişliğe sahip bir ortaçağ karanlığına savrulmanın ortasında bulduk kendimizi
Seküler olduk, orhan pamuk gibi bir pamukşekere! nobel verdiler, seküler olmazsak belki yaşar kemalvari bir anadolu kaplanına verirler ve ülke statüsüne geçeriz, talimatla yönetilen küccük amerika eyaleti olmaktan bir adım daha uzaklaşırız!!! orhan pamukyan!!! -tövbe haddim değil!!!- bir levantendir ve abd de ciklet çiğneyerek geviş getiren bir eğitmencikdir!!! çift kafalı siyam ikizlerinin -pasaportlu yani sığırlar belki kavrayamaz!!!- görüşlerini andırır görüşleri!!! ayasofya müze, kilise değil ki, bir müzeyi camiye çeviren devlet bunu sarı çizmeli memet ağaya bile soracaksa, orhancımın o ülkenin bir sömürge olduğunu bilmesi gerekir ama orhancık da zaten dili kırbaçlı yerli gastapomuz sayılır, neyse ki artık anırması havlamaya dönüştü, zaman orhangilciklerin ilacıdır!!! dilinden bir damla hiroşima salyası dökülmeden, ermeni katliamını sayıklayabilen bir zort ismayıl, nesli tükenmekte olan bır kıroorhan insanı, onu algılayamaz belki, cromagnon'un türkçe versiyonu tatlım, yazmaktan okumayı unutan şark düldülü!!! wall streetli mastodon!!! ama kardeşim bak! haber oluyor zat-ı sungur, mühim adam!!! anladım, tenten de! bir zamanlar en meşhur çizgi romandı, yani tenten=orhan!!!!!
Başta Yunan ve Roma uygarlığı olmak üzere iki şey okuduk, İtalya'yı sevmemek dünyayı sevmiyor gibi görünüyor. Belki şimdi bu dünyanın dışındadır. Belki de her şey anılarda kaldı! İnsanlık geçmişe değil, geleceğe daha hızlı sürüklenir oldu. Varlık nicelik, var olmaksa bir nitelik arttık, Jüpiter seni korusun Flavia!.. !
sen benim olmalısın. ama bu değil anlatmak istediğim, sen ruhuna girmek istediğim, kutsal bir yaratılmışsın. sen sanatçı değil, bir gerilim, bir paranoya, freudyen, psişik bir serüven, biyolojik bir cehennemsin. sen beni perişan ederek, değiştireceksin. bunu sen bilemeyebilirsin, ama ben biliyorum Tina...çok doğru ama batının ırak, suriye, afganistan iki dünya savaşı hiroşima gibi yerlerde yakıp yıkması karşısında bunlar rölativ diyorum ne yazık ki, hatta batı gerçek yıkıcı bir zihniyettir, insanlık bana kalırsa düşünen hayvan konumuna henüz geçemedi ama buda rölativ!!! sonuç kıyamet koparsa belki düzelir dünya!!!! sadece birini suçlamak mantıksız ve kanibalizmin babası bu kafa yapısıdır!!! ben haklıyım düşüncesi!!!
ressamların en büyük eksiklerinden biri bir renk kültürüne sahip olmamaları! biçim özgürlüktür ama renk dengesi tanrısal bir zorunluktur.
at nalı mimarisi, Minerva'nın baykuşu, felsefe yaşamın kendisidir, o estetik yaşamsal eleştiridir.ve bütün zamanların ve geleceğin ütopyasıdır. Roma'ını Sezarları, Z kuşağı son kuşak demektir, sonharf, vatanperver, fransızcda teatral bok deyimi iyi oynadın bokun bol olacak anlamına gelir. çünkü faytonalrla tiyatroya gelen ve at pisliğnin çok koktuğu suarelerde zizleyici sayısı çok olduğu için oyuncular birbirine bokun çok olsun temenniisnde bulunur. bir tabloyu duvarıma asabilirim diyorsam iyidir. asabilirim. çok övgü yalandır, çok yergi düşmanlık. bu bir sanat eseri. bu tür resmi yapanların en büyük hatası renk bulamacına yenik düşmeleri. Malgorzata kırmızıyı o kadar dozajında kullanmış ki, bir ressam olduğuna yemin edebilirim. bitmedi benzer tarzda biçim ve rengin ressamları bu resme bakıp ne yapılması gerektiğini öğrenebilirler. ressamların en büyük eksiklerinden biri bir renk kültürüne sahip olmamaları! biçim özgürlüktür ama renk dengesi tanrısal bir zorunluktur. eşkıya başka, çapulcu başka, yazar başka yazmak başka, ressam başka resim yapmak başka ne yazık ki!..pençeleri sevimliydı ve yürürken gölgesibi izlwrdi
pornografik algının suça ilşkin köleri estetize dilmiş fetişizm
çok güzelsin, tipin çok değişik. bu sohbeti yapabileceğimizi beklemezdim. Heinrich Böll'ün. Gençlik Güzel Şey diye kitabı var bende. Heidegger'i severim. Nazi yanlısı derler ama siyaset her zaman pusulayı şaşırtabilir. Siyaset illüzyondur hata kaçınılmaz. ve basit her zaman ağır basar. dedi Victoria
sen çok zekisin. korkunç. filozoflar zarif tabi. evren estetik bir çabadır. filozoflar zarifliğin tanrısıdır. ama senden korktum. aşık olma tehlikesi belirdi. ben düşüncelere açlık duyan biriyim ve Victoria acayip biri. I love ıceland yazıyor fotonda. italya yı bende çok severim. gittim ve çok beğendim. sadece Köln'ü gördüm sizden. almanya ağır bir iş makinesi gibi heybetli bir ülke. ülkelerin ruhları var gerçekten. Ben sana aşık olabilirim. korkmana gerek yok. Ama benden korkma, genellikle düşünceli insanları hafife alıp, küçümsüyorlar. bir gün sen de aynısını yapabilirsin ve göz yaşlarım beni daha da küçültür!bak izlanda için çevirdiğim bir şiir var. aşk üzerine. çeviri iyiyse beğenirsin belki.hep tereddüt sizden yana, pozitif mutlak negatifle taçlanmalı. koronasız bir hayat yok mu Victoria, sana sarılmamın ne gibi korkulacak yanı var ki şu dünyada ve kaderim neden kötü!!!
ÖZLEYİŞE AĞIT
Sürgit yinelenen şu ki:
Artık, üzünçler içinde kalacağımdır
sonsuzca senin Buzülke'nde yaşarken
o bıktıran durgunluk ve de görkünç kutup günlerinde
ve paylaşıyor mu oluyoruz şimdi böylece
çıldırtan bir ezgiyi ansıyıp yolda
ya da coşku veren bir turuncun tadını.
Sonsuzca yinelenen şu ki
İzlanda'nda sarmaş dolaş olan kişi
gerçekte hep içinde taşıdı seni.
Bu arjantinli yazar Borges'in şiiri çok severim onu. İzlanda'da bir kıza aşık olmuş ve kavuşamamış. diyor ki ben seni hep içimde taşıdım zaten. benimde başıma gelecek gibi çeviri bu. çeviri yeniden yazmak demek. belki aslı daha anlaşılır ve dramatiktir.bazen yanlış çeviriden arkadaşlık bitiyor. sen bunu yapmayacak kadar engin bir anlayışa sahipsin sanırım. Markete gitmem gerekiyor Victoria, çok iyi bir dostluk kurduk sanıyorum. istersen bu söyleşi sonsuza dek sürebilir.
Ben biraz konuşkanım. gevezelik derler !!!! Bak, sana trajik bir arkadaşın şiirini gönderiyorum. Aslında bir parodi.
GÖNÜL
Çocukluk çağlarından birinde karşılaşmıştık.
Güneşe doğru giderken sana bakmak için dönmüştüm;
sen de dönmüştün, ‘Kalplerin görebileceğini söylüyordun’
ve bana el salladın.
Aramızdan zamanın duru tadı ve bir insan ırmağı geçiyordu,
Yakup’un Düşleri’nden bir gün batımıydı.
Bu anın sonsuz bir ayrılık olduğunu, hepimizin birer
‘Araf Yolcusu’ olduğunu nasıl bilebilirdim.
Birbirimizi bir daha göremedik ve bir yıl sonra ölmüştün.
Şimdi o anıyı arıyorum ve bir yanılsama olduğunu,
küçük bir elvedanın ardında, sonsuz bir ayrılık olduğunu düşünüyorum.
Bu gece ‘Elem Denizleri’ni kucaklamak istedim,
olanları anlamak için Attar’ın ustasının, dudağına yerleştirdiği
öğretiyi yeniden okudum.
Bedenin öldüğünde, ruhun özgürleşebileceğini okudum.
Şu an gerçeğin bu yakıcı melankolide mi,
yoksa o sonsuz elvedada mı olduğunu bilemiyorum.
Ruhlar ölümsüzse, ayrılıklarında sessizce olması iyidir.
Elveda demek ayrılığı yadsımak, yine görüşeceğiz demektir.
Bugün ayrılır gibi yapıyoruz, ama yarın yine bir araya geleceğiz.
İnsanlar, ayrılığın oyunlarını bilemediler, çünkü ölümsüz
olduklarını sanıyordular, her ne kadar kendilerini sıradan
ve gelip geçici sanmış olsalar da; Bunun için üzünçle
ve özlemlerle dolular.
Gönül; Bir gün yeniden görüşeceğiz ve şu belirsiz söyleşiyi
sürdüreceğiz ve ‘Sonsuzluk Irmağı’nın kıyısında, bir zamanlar
Fatih ve Gönül’müydük diye birbirimize yine soracağız.
Çocukluk çağlarından birinde karşılaşmıştık.
Güneşe doğru giderken sana bakmak için dönmüştüm;
sen de dönmüştün, ‘Kalplerin görebileceğini söylüyordun’
ve bana el salladın.
Aramızdan zamanın duru tadı ve bir insan ırmağı geçiyordu,
Yakup’un Düşleri’nden bir gün batımıydı.
Bu anın sonsuz bir ayrılık olduğunu, hepimizin birer
‘Araf Yolcusu’ olduğunu nasıl bilebilirdim.
Birbirimizi bir daha göremedik ve bir yıl sonra ölmüştün.
Şimdi o anıyı arıyorum ve bir yanılsama olduğunu,
küçük bir elvedanın ardında, sonsuz bir ayrılık olduğunu düşünüyorum.
Bu gece ‘Elem Denizleri’ni kucaklamak istedim,
olanları anlamak için Attar’ın ustasının, dudağına yerleştirdiği
öğretiyi yeniden okudum.
Bedenin öldüğünde, ruhun özgürleşebileceğini okudum.
Şu an gerçeğin bu yakıcı melankolide mi,
yoksa o sonsuz elvedada mı olduğunu bilemiyorum.
Ruhlar ölümsüzse, ayrılıklarında sessizce olması iyidir.
Elveda demek ayrılığı yadsımak, yine görüşeceğiz demektir.
Bugün ayrılır gibi yapıyoruz, ama yarın yine bir araya geleceğiz.
İnsanlar, ayrılığın oyunlarını bilemediler, çünkü ölümsüz
olduklarını sanıyordular, her ne kadar kendilerini sıradan
ve gelip geçici sanmış olsalar da; Bunun için üzünçle
ve özlemlerle dolular.
Gönül; Bir gün yeniden görüşeceğiz ve şu belirsiz söyleşiyi
sürdüreceğiz ve ‘Sonsuzluk Irmağı’nın kıyısında, bir zamanlar
Fatih ve Gönül’müydük diye birbirimize yine soracağız.
Tekrar görüşürüz Victoria, sen benim için çok değerlisin. dünyanın ilk yazılı tabletinde yemek yiyelim su içelim yazıyormuş Victoria, şimdi yemek zamanı. sevgiler görüşeceğiz. sen yazabilirsin. arlıklarla konuşabiliriz. çok iyisin..Bırak beni .. Yalnız yaşıyorum ve yemek almam gerekiyor. Seni seviyorum çok teşekkür ederim Ruhum açık.Victoria sigara içiyor. Güzelliği çok marjinal, ancak sigara içmek sizi sıklaştırabilir. Senden tecrübem var. Beni dinle. 1 saat sonra geleceğim
taşra insanları ölümle yaşam arasında zevkle gidip gelebilirler, şehcet onların ölüm mdalyasıdır ve tanrısal syılıtlar
seni seviyorum biliyorsun aşığım sana. neler konuştuk senşinle geceniin yarısında, ne olur dudakların başka dudaklarda aratma bana . hoşçakal Victoria... Ogüst Comte, Pragmatizm bonapartizm d3meden arsitokratn sını9fa adım tamayız içlerine almazlar. illüzyon çağları
Bu davranışın diziyle basarak Forrest''i öldürmekten hiç bir farkı yok, bunu anlamadıkça ve bir sığır sürüsü gibi bu toplumlara demokrasi getiriyorum diye derisini ve servetini yüzen batının bir kanibalist kavimler sürüsü olduğunu anlamadıkça ve kanibalizmin tüm dünya toplumlarına demokrasi vaadinin önüne geçilmedikçe, bu görüntüler batı medyasının süzgecinden geçerek, dünya sığırlarına servis edilmeye ve batı darbelerle, nükleer silahlarıyla, kültür ve medya . bombardımanıyla senin ananı mazoşist, kardeşini ırz düşmanı, babanı vahşi bir hayvan ve senide kobay ve bir illüzyon kurbanı mankurt olarak piyasaya sürmeye devam edecektir. Yapacağın şey ormanda arabanın ne aradığını değil, ormana neden yol açıldığını sorgulamaktır, bu görüntü Hiroşima ve Nagazaki sadistleri ve 1945 soykırımının Nazist sapıklarının yanında bir şaka gibi kalıyor desem, sığırlığına son verecek bir zihinsel dönüşümün gerçekleşecek mi, hayır, çünkü sen bir kobaysın. Ve bu görüntünün önüne kısa sürede geçilebilir, sosyal ve ekonomik bir hamleyle, ama nükleer gücün önüne geçmen için toplu yok oluş ve kıyamet provası seni bekliyor ve asla önüne geçemeyeceksin. Çünkü onlar tanrını bile yok edecek güce sahip artık sayın kobay ve gönüllü sığır. Sayın mutlu hayvan!... Nükleer silahların dünyayı tam 4000 kere yok edecek bir güce sahip olduğunu ve onların yalnızca, modern! yalnızca çağdaş! yalnızca demokrat! ve yalnızca senin kanını emen bir ejderhalar topluluğunun elinde olduğunu görmeyen bir pigmesin sen. Frankşeytan'ın üretmekte en mahir olduğu bir mutant, bir RO-BOK!, zihni ele geçirilmiş bir yarı hayvansın. HOMONGOLOS!...Bir insanlık haini!!! Sen bir körsün ve sahibin sana ne gösteriyorsa onu sayıklayan bir maymunsun. Taklitçi, zavallı ve havuç düşkünü, havuç kıçından girip ağzından çıkmaya devam edecek daha yüzyıllar boyu, umudunu kıyamete sakla eyy hümanist ve idiot ve kukla primatımız. Eğitilmiş Cro magnon artığı, zavallı iki ayaklımız!.. Kıçına yaslanan roketi değil, önündeki sineği algılamaya programlanmış eğitilmiş bir kukla, tasmalı köpekten daha ilkel pek sayın homosapiens! Görüntü acıklı evet ama nükleer bomba kıçına yaslanan bir meme emziği gibi değil mi, evet alışkanlıkların haz verir, ama trajik şeyler gözyaşı ve anırmaya yol açar. Anır, sahibin mutlaka şeker ve peksimet verecektir, sığırlar bayılır bu işe, küçük armağanlarla kıçın kaşınması!!! Zihni köreltilmiş tembel hayvanlarda da görülür bu eğilim!!!! Batı kanibalizmini eleştirmen kıç ister ama onu kiralamışsın, dene istersen beynin sıcak su salgılar ve kesinlikle gece uyuyamazsın sayın hamam böceği, mankurt kenesi !! Ama bu paylaşımın kanibalizmin güvencesi ve senin kıçına yaslı roketlerle garanti altında, papyonlu batının Polyannacı sığırı !!! Zıt bir paylaşım yap da kıçının garanti belgesini görelim, ezilmiş ve teslim olmuş iğrenç sülük !!!! karnına sarılmış bombalarla anasına ve kardeşlerine doğru koşmaya programlanmış uygarlık fedaisi doberman !!!! SON BİR ŞEY tarih boyunca görüldü ki, kölelerin en büyük düşmanı efendileri değil kölelerdir. Sen ananın ve kardeşlerinin en büyük düşmanısın canım kardeşim! Neyse ki Çin ejderhası köpeğe yetişti ve boğuşmaya başladılar, aradan cennet özlemini dünyaya taşımaya hevesli YÜCE İSLAM çıkabilir!!!! İNŞALLAH... YARABBİM, GÖSTERECEKSİN KENDİNİ SON BİLGE KUYRUKLUSU İŞTE UFUKTA İYİ BAK KAMAL!!!!! peygamberini çarmıha çivileyen zombilerden kurtulacaksın!!!
dünya kötülüğün slatanat sürdüğü tek gezegen, insansılar Judas hain olmasaydı İs DİYE biri var olamyacakjtı diyebliyor
1760 ingiliz sanayi devrimi 1924 türkiye kasket devrimi utancın belgesi bu
!yol neden var!!! tekerlek yolda gider ve tanrı hayretle bakar!!! onu Adem yarattı çünkü
İyonyam, senin kalçaların ölüm kavşağım, göğüslerin napalm, ak piramitler, dudakların kokakçı bir galaksimdir. sen kabemsin sen kudüsüm sen lahabat ravalpindim, zerdüştüm, afroditimsin Hoşçakal Viztoria....
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder